Matcha Çayı ve Faydaları

Tuesday, 17 November 2015

matcha cayi nedir
Japon yeşil çayı
Eğer benim gibi bitkilerle aranız iyi ise ve gördüğünüz her yeni bitkiyi ve o bitkiden elde edilen yiyecek ya da içecekleri tatmayı seviyorsanız, matcha çayı da dikkatinizi çekmiştir diye düşünüyorum. Peki matcha çayı nedir? Yeşil çay yapraklarının toz hale getirilmesi ile oluşturulan, anavatanı Japonya olan ve budistlerin meditasyon öncesi konsantrasyonu güçlendirmek için kullandığı toz halde bulunan bir çay.

Usucha ve koicha olmak üzere iki türü vardır. Japonca anlamı toz haline getirilmiş çay demektir.

Matcha Çayının Faydaları :

  1. Yeşil çaya oranla on kat fazla antioksidan içerir. Yani çok güçlü bir antioksidandır.
  2. Klorofil açısından çok zengindir. Bu da kansere karşı koruyucu etkisini artırır. 
  3. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  4. Cildi güzelleştirir.
  5. Ödem attırıcı özelliği vardır.
  6. İçinde bulunan kafein vücuda saf enerji sağlar ve sakinlik verir.
  7. Düzenli kullanıldığı takdirde yağ yakıcı özelliği ve kan şekeri düzenleme özelliği vardır.
  8. Toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
  9. Kolestrol düşürür.
  10. Taze ve en kaliteli yapraklardan elde edildiği için besin değeri çok yüksektir.
Faydası saymakla bitmeyen matcha çayı nerede satılır ? Bu çayı aktarlarda bulabileceğiniz gibi aynı zamanda online satış yapan internet sitelerinden de temin edebilirsiniz.
Matcha çayının fiyatı?  50 gramlık bir kutusu yaklaşık 30 - 35 TL civarındadır. Kutuyu açtıktan sonra dikkat etmeniz gereken nokta, çayı kuru ve serin bir ortamda içine hava girmeden saklamalı ve 1 ay içinde tüketmelisiniz.

Matcha çayı nasıl hazırlanır ?

Kaynamış 250 ml suya 2 çay kaşığı eklenir, karıştırılır ve bekletilmeden içilir.

Matcha çayının zararları? Belirgin olan herhangi bir zararı olmamakla birlikte, günlük tüketimde dikkat edilmesi gereken, yeterli miktarda tüketmek olmalıdır. Eğer hamileyseniz ya da emziren bir anne iseniz tüketmeden önce mutlaka doktorunuza danışın.

Kinoa ve faydaları

Wednesday, 14 October 2015

kinoanin zararlari
Neden bu mucizevi ürünlere uzak kalırız anlamam!
Gün geçmiyor ki yeni bir şifalı ürün ile karşılamayalım. Son zamanlarda yine adını çokça duyduğum bir tahıl ürünü ile ilgili bilgi vermek istiyorum size. Kinoa ! Peki sık sık adını duymaya başladığımız, mutfaklarda baş tacı edilen kinoa nedir ? Kinoa, Güney Amerika'da bulunan And Dağları'nda yetişen, bir çeşit otsu bitkidir. Salkım salkım açan çiçekleri daha sonra kinoa tohumuna dönüşür.
Kinoa tohumu, ABD ve Avrupa ülkelerinde sıkça tüketilen, bizim mutfaklarımızda ise kendisini yeni yeni göstermeye başlayan bir tahıl ürünüdür. Kinoa diye bahsettiğimiz aslında kinoa tohumudur. Mutfakta kek ve kurabiye yaparken un yerine, kahvaltılarda gevrek yerine, pirinç pilavı yaparken pirinç yerine kullanabileceğiniz kinoanın faydaları da saymakla bitmiyor. Gelin bu faydalara tek tek bakalım.

Kinoanın Faydaları :

  1. Lif, mineral ve vitamin açısından oldukça zengindir.
  2. İçinde vücudun ihtiyaç duyduğu tüm amino asitler mevcuttur.
  3. Yüksek bir protein kaynağıdır. Ayrıca hayvansal protein kaynaklarına göre daha sağlıklı protein içerir ve bu da kinoayı vejeteryanların tüketmesi için çok geçerli bir nedendir.
  4. İçinde bulunan süperoksit dismutaz enzim, yaşlanmayı geciktirir ve cildi yaşlanmaya karşı korur.
  5. Glüten içermez, bu yüzden çölyak hastaları çok rahat bir şekilde kinoa tüketebilirler.
  6. Yüksek oranda protein ve lif içermesi ile diyet listelerinde çok sık yer almakta ve sindirimi kolaylaştırmaktadır.
  7. Demir bakımından zengindir. Bu nedenle beyin sağlığı ve zihin açıklığına yardımcı olur.
  8. Vücudun enerji üretimini destekler.
  9. Kötü kolesterolü düşürür.
  10. Antioksidan etkisi vardır.
  11. Yüksek oranda içerdiği magnezyum, damarları rahatlatıcı etkiye sahiptir.

Kinoa Nasıl Yenir, Nasıl Tüketilir ?

Kinoayı, bulgur ve pirincin kullanıldığı tüm yiyeceklerde kullanabilirsiniz. Bununla birlikte un yerine kullanıldığı tariflerde bulunmaktadır. Pişirmeden evvel yarım saat suda bekletin ve acı suyun akması için bol su ile yıkayın. Pirince göre daha kısa sürede pişmektedir. 

Kinoa Nerede Satılır ?

Kinoayı, artık tüm süpermarketlerde bulmak mümkün olmakla birlikte, internette online satış yapan marketlerden de edinebilirsiniz. Kinoa fiyatı ile ilgili ise, diğer tahıl ürünlerine oranla biraz daha çıtanın yüksek olduğunu söyleyebiliriz. 

Kinoanın Zararları

Şu anda açıklanmış herhangi bir zararı bulunmamıştır ama araştırmalar devam etmektedir. Birçok faydası olduğu bilinen kinoa tüketirken aşırıya kaçmamak ve dikkatli olmak, diğer tüm yiyeceklerde olduğu gibi, önemlidir. Şu anda görülen en sıkıntılı özelliği diğer tahıl ürünlerine göre oldukça pahalı olmasıdır.

Kinoa sofralarınızda daha çok kullanabilmeniz için çok yakında sizlerle kinoa tarifleri paylaşacağım...

Goji Berry ve Faydaları

Tuesday, 13 October 2015

Gün geçmiyor ki doğanın yeni bir mucizesi ile tanışmayalım. Bugün sizlerle son günlerde yine adını çokça duyduğumuz bir doğa mucizesi olan gojiberry'nin faydalarını paylaşmak istiyorum.
Goji berry çileği olarakta duyabileceğiniz bu mucizenin Türkçe adı kurt üzümü. İçinde B, C, E vitaminleri bulunan goji berry, ayrıca 19 farklı amino asit içerir.

Goji Berry Faydaları :

goji berry yan etkileri
Bu tür mucize bitkileri aşırı kullanmamaya özen gösterin!
  1. Dünyada en yüksek antioksidan içeren ürünlerin arasında yer almaktadır.
  2. DNA'yı korur.
  3. Enerji ve dayanıklılığı artırır.
  4. Çok iyi bir beta karoten kaynadığıdır.
  5. Ömrü uzatır.
  6. İçerisinde 21 iz minareli bulundurur.
  7. Kolesterolü düşürür.
  8. Kalp ve kan basıncına yardımcı olur.
  9. Sakinleştirici etkisi vardır.
  10. Kas büyümesine yardımcı olur.
  11. Hafıza artırıcı etkisi vardır.
  12. Göz sağlığı için çok faydalıdır.
  13. Gençlik hormonu salınımını artırır, bu da daha genç görünmenize yardımcı olur. 
  14. İçinde bulunan polisakkaritler, yüksek kan basıncını engeller. 
  15. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. 
  16. Kan şekerini dengeler. 
  17. Sindirim sistemini düzenleyici etkisi ile zayıflamaya yardımcı olur. 
  18. Gözler için çok faydalıdır. 
  19. İçinde bulunan betain sayesinde hafıza artırır, kas büyümesine yardımcı olmanın yanı sıra sakinleştirici özelliğe de sahiptir. 
  20. Kepekli buğdaydan daha yüksek protein içerir. 
  21. Vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. 

Goji Berry Yan Etkileri 

  • Bir defa polene karşı alerjiniz varsa, bu meyveyi kullanmadan önce bir doktora danışmakta fayda var. Yan etkiler arasında zor nefes alma, bulantı, baş dönmesi ve bazı durumlarda kurdeşen gözlemlenir.
  • İçeriğindeki alkaloid atropin fazla tüketildiğinde kusmaya, bulanık görmeye, ağız kuruluğuna neden olacaktır. 
  • Bazı ilaçlarla etkileşime girebilirler. Örneğin yüksek tansiyon ilaçları ile etkileşim sonrasında kan basıncında düşüş gözlemlenebilir. 
  • Diyabet ilaçları kullananlarda ise kan şekeri düşebilir, bu da baş dönmesi veya bayılma ile sonuçlanabilir. 
  • Kan pıhtılaşmasını önleyen ilaçlarla birlikte alındığında kanamayı artırabilir. Doktorunuza danışın! 
  • Yüksek oranlarda selenyum içeren goji berry mide ve bağırsak sorunlarına yol açabilir, çok çok nadir olsa da, yüksek oranlarda alınan selenyum kadınlarda doğurganlığı azaltabilir.

Faydaları saymakla bitmeyen goji berry meyvesi nasıl kullanılır ? 

Çin'de taze meyvesi ya da suyunu rahatça bulabileceğiniz goji berry meyvesini, Türkiye'de kurutulmuş şekilde bulabilirsiniz. Her gün yiyeceğiniz bir avuç goji berry ile hastalıklarla savaşabilir, ömrünüzü uzatabilirsiniz.

Kekik Suyunun Faydaları ve Zararları

Monday, 27 July 2015

Kekik suyu bugün hemen hemen her aktarda mevcut olan, internette de onlarca siteden tedarik edilebilecek bir üründür. Siz yine de saf, katkısız olanlardan edinmeye bakın.

Neyse bir şekilde kekik suyunun aldınız ve kapağını açtınız, sakın ha diklemeye falan kalkışmayın, her ne kadar her dere deva olsa da hayatınızın hatasını yapmayın. Yazımın bir yerlerinde kekik suyunun nasıl hazırladığımı ve başka ne şekillerde hazırlayabileceğinizi sizlere anlatacağım. Gelin şimdi kekik suyunun faydalarına bir göz atalım;

Kekik Suyunun Faydaları!

  • Kekik suyu ile günde üç-dört defa gargara yapıldığında, ağız içi yaralarına (aftlar) etkin bir çözüm olacaktır.
  • Yüksek kolesterolün düşmanıdır.
  • Vücudunuzdaki yağların yakımında etkindir. 
  • Astıma, öksürüğe kesinlikle iyi gelir.
  • Midenizi üşüttüğünüzde kekik suyu için.
  • Kekik suyu ciddi bir antiseptiktir.
  • Ağız kokusunu bastıracak yoğun bir tada sahiptir, antiseptik olduğundan ağız bakımında kullanılır.
  • Hemoroid hastasıysanız, ağrınız olduğunda kabızlığı önlemek için kekik suyu için.
  • Tansiyonu dengeler. 
  • Şekeri düşürür.
  • Çok sağlam balgam söktürür.
  • Bazı cilt hastalıklarına (egzama, mantar, mayasıl, cilt lekeleri, sivilceler...) iyi gelir. Günde 3 defa düzgünce pansuman yapın, etkileri inanılmaz olacaktır. 
  • Konsantrasyon bozukluğu, odaklanma sorunu olanlara bir çözüm olacaktır.
  • Kas kasılmalarını düzene sokar.
  • Kekik iyi bir antioksidandır. Vücut direncini artırır.
  • Kekik vitamin ve mineral bakımından oldukça zengindir. (demir, kalsiyum, potasyum, magnezyum, manganez mineralleri ve A, C, E, K, B6 vitaminleri)
  • Kekikte thymol adlı bir bileşen bulunur ve bu bileşen yaşlanma karşıtı bir özellik barındırır. Demek istediğim kekik hücre yenilenmesine yardımcı olur.
  • Saç köklerinizi güçlendirir, saç dökülmesini azaltır.
  • Adet dönemi adet sancılarını hafifletir.
kekik suyunun faydalari ve zararlari
Kekik suyunu veya çayını istediğiniz sebze ve meyvelerle tadlandırabilirsiniz.

Kekiğin Yan Etkileri!

  • Alerjiniz varsa tüketmeyin. 
  • Fazla tüketirseniz reflünüz azabilir.
  • Tüketimi halinde baş ağrısı, baş dönmesi ve mide bulantısına neden olabilir.
  • Kolit rahatsızlığınız varsa tüketmeyin.
  • Gebelik ve emzirme döneminde tüketmeniz önerilmez. Elde bu konuyla ilgili ciddi bir araştırma mevcut değildir. 
  • Kekik suyu kan akışınızı biraz hızlandırabilir ve olası bir yaralanma durumunda kan kaybını artırabilir.Bundan dolayı bir ameliyattan yaklaşık 2 hafta önce tüketiminin sonlandırılması önerilir.

Kekik Suyu Nasıl Hazırlanmalı!

Ben piyasadan hazır aldığım kekik suyunu, bir miktar suyun içine katarak hazırlıyorum, mümkün olduğunca kekik yoğunluğunu az tutuyorum, aksi durumda midem perişan oluyor ve kokusu tahammül edilmez boyutlara ulaşabiliyor. Bazen de meyve suyu veya süt ile karıştırarak tüketiyorum. Bana kalırsa sek içmeye kalkmayın, midenize yazık! 

Bir defasında da  1-2 kaşık taze kekiği, bir kupa sıcak suyun içine atıp 5 dakika bekletmiştim. Sonra yine tadı ve kokusu ağır olduğundan içine biraz limon ve bal katmıştım, gayet güzel bir çay olmuştu, bunu da deneyebilirsiniz.... 

Not: Lütfen günlük tüketim miktarlarına uyunuz, her şeyin fazlası zarardır unutmayın ve doktorunuzla her zaman iletişim halinde olmaya bakın!

Gazlı İçeceklerden Uzak Durun!

Saturday, 11 July 2015

Sigara içmek, alkol kullanmak kötü alışkanlıklardır, kurtulmak gerekir, içmeseniz vücudunuza fazlasıyla iyilik etmiş olursunuz. Peki ya bazılarınız için günlük, vazgeçilmez bir içecek olan gazlı içecekler ve özellikle de en çok tüketin kola? Sizce bunları tüketmekte sorunlu bir alışkanlık değil mi?

-Baştan söylememde yarar var. Bu yazımda her ne kadar genel olarak gazlı içeceklere atıfta bulunsam da okların yönü kola üzerinde olacaktır. Reklamlarla, sosyal medya aracılığıyla yüceltilen kolanın aslında ne olduğunu birkaç satırda ifade etmek istedim. Neyse, dönelim konumuza-

Bana sorarsanız en az sigara içmek kadar tehlikeli bir alışkanlık olan kola tüketiminden hemen şu anda vazgeçmeniz, sizin ve sevdiklerinizin iyiliğine olacaktır. Peki açtınız ve bir kutu kolayı lıkır lıkır içtiniz, o andan sonra vücudunuzda neler oluyor hiç düşündünüz mü?

gazli iceceklerden uzak durun
Lütfen özellikle koladan uzak durun!
İlk 10 dakika içerisinde; 

Vücudunuza 10 çay kaşığı şeker nüfus eder, bu da günlük şeker ihtiyacının tamamını aldınız anlamına gelir, peki gidin ağzınıza aynı miktarda şekeri tıkın, garanti ediyorum kusarsınız, o halde kola neden kusturmuyor? Çünkü kolanın bir içeriği olan fosforik asit şekerli tadın önüne geçer ve kusmaya engel olur.

İlk 20 dakika içerisinde;

Kan şekeriniz tavan yapar ve karaciğeriniz devasa insülin oranlarına, korkunç düzeylerde şekeri yağa dönüştürerek karşılık verir.

40 dakika içerisinde;

Kafein emilimi tamamlanmıştır, kan basıncınız yükselmektedir, göz bebekleriniz irileşti ve karaciğeriniz kanınıza daha fazla şeker pompalamaya başladı bile.....

45 dakika ve sonrasında;

Vücudunuz dopamin üretimine hız vermiştir, demek istediğim beyninizdeki mutluluk merkezi uyarılmaya başlandı- bu arada ilginçtir, eroin kullanımında da aynı işlem söz konusudur.

1 saat sonra ise; 

Aşırı şeker tüketiminin yol açtığı yorgunluk ve bitkinlik hali baş gösterecektir.

Peki kola ve diğer birçok gazlı içecekte bulunan belli başlı bileşenler hangileridir?  

Fosforik asit: Vücudun kalsiyum alımına müdahale eder ve erken yaşta kemik erimesi (osteoporoz), kemik yumuşaması (osteomalasi) gibi sıkıntılar baş gösterebilir.

Şeker: Vücudunuza fazlasıyla aldığınız şeker, insülin seviyelerini tavan yapacaktır, bu da kan basıncınızın yükselmesine, yüksek kolesterole, diyabete, kalp hastalıklarına, aşırı kilo alımına ve daha birçok sağlık sorununa neden olacaktır.

Aspartam: Bu kimyasal tatlandırıcı diyet kolalarda şeker yerine kullanılır. Bu ürünün yaklaşık 92 tane farklı sağlık sorununa yol açtığını söylemekte fayda var, bunlardan bazıları farklı beyin tümörleri, diyabet, duygusal bozukluklar, ve epilepsi (nöbetler) olarak sıralanabilir.

Kafein: Kafein içeren içecekler, kandaki kolesterol seviyelerinde artışa, uykusuzluğa, mineral ve vitamin yoksunluğuna, düzensiz kalp ritmine, göğüste kütlelere ve belli başlı kanser türlerine davetiye çıkarır.

Musluk (Şebeke) suyu: Birçoğumuz farklı nedenler musluk suyundan uzak dururuz, peki şişelenen içeceklerin ana içeriklerinden birinin de musluk suyu olduğunu biliyor musunuz?

Son Olarak!!!!!

Günde bir kola (veya gazlı içecekler), diyabet riskini %85 artırır. Kola (gazlı içecekler) tüketenler yüksek kanser riski taşırlar. Benzen sıkıntılı kimsayallardan biridir ve musluk suyunda yasal sınır olan 5 birim, bazı gazlı içeceklerde 79 birime kadar çıkmaktadır. Birçok gazlı içecekte bulunan sodyum benzoat, DNA’da bazı değişikliklere sebep olabiliyor. Bu da karaciğer sirozuna ve parkinson hastalığına neden olabilir. Şu andan itibaren gelin başta kola olmak üzere bütün gereksiz gazlı içeceklerden kurtulun.Yok ben gazlı içecekler olmadan yaşayamam diyorsanız, mineral suyu tüketimine ağırlık verin ama lütfen meyveli olanları değil.

Kola ve diğer gazlı içecekler sağlığa son derece zararlıdır unutmayın! Milli içeceğimiz ayranı ne olur göz ardı etmeyin!!

En yaygın kazara zehirlenme nedeni “Çamaşır Suyu”

Sunday, 31 May 2015

camasir suyu zehirlenmesi
Kazara çamaşır suyu içerek zehirlenenlerin sayısı hiçte azımsanacak gibi değil. Küçük bir pet şişeye doldurduğunuz bir miktar çamaşır suyu, durumdan habersiz olan ve şişenin içindekini su zanneden arkadaşınıza çok ciddi bir tehdit olabilir. Şu anda içinizden “Ulan, hadi şişede su gibi duruyor da bu mereti hiç mi koklamıyorsun dediğinizi duyar gibiyim” ama inanın daha çok yakın bir zamanda, aynen sizler gibi temkinli! bir arkadaşım, gecenin bir yarısı ağzına diktiği çamaşır suyunu lıkır lıkır içti.....
Sonrası hastanede geçen uzun bir dinlenme dönemi.

Peki diyelim ki yanlışlıkla çamaşır suyu içtiniz, ne yapmalısınız?

 

  • İlk yapmanız gereken şey bol bol su veya süt içmek, şöyle 5-6 bardak kadar. Bu vesileyle çamaşır suyunu olabildiğince seyreltmiş olacaksınız. 
  • Kesinlikle kendinizi kusmaya zorlamayın. Bu yarardan çok zarar getirecektir. Mideniz az miktarda çamaşır suyuyla baş edebilecek güce sahiptir ama siz yakıcı bir madde olan çamaşır suyunu kustuğunuzda yemek borunuz, ağzınız zarar görecektir. Bunun yanında kusma esnasında midedeki madde solunacaktır ve bu da akciğerlere ciddi hasarlar verebilir.
  • Hemen 114- Ulusal Zehir Danışma Merkezi’ni (UZEM) arayın ve yetkililerle görüşün.

En iyi bakım kremleri

Friday, 15 May 2015

Mucize Krem burada, Yaşlanmaya son! Bu krem 2 haftada kırışıklıkları yok ediyor! Ne kadar inandırıcı geldi size? Hiç değil mi? Haklısınız. 2 haftada kırışıklıkları yok edecek bir krem günümüzde ancak derinizde kalıcı hasarlar bırakacak, kanserojen içeren, tamamen sentetik aktifler ile mümkün olabilir.

en iyi bakim kremleri
Resim yazısı ekle
Halbuki yaşlanma böyle bir süreç değildir. 2 hafta da yaşlanmıyoruz ki, 2 hafta engelleyip kırışıklıkları giderelim. Yaşlanma 25 yaşından itibaren başlayan doğal bir süreç. Bu süreci yavaşlatmak elbette ki elimizde, ama bu sentetik ürünlerle değil, tamamen doğal, bitkisel kırışıklık kremi ile olmalı. bu doğal ürünlerde kullanım aylar boyunca devam eder, ama bu sizi korkutmasın, piyasadaki doğal kırışıklık kremi modelleri, sentetiklere oranla çok daha ucuzdur. Bu durum sivilce maskesi için de geçerli. yüzünüzdeki sivilceleri doğal ürünlerle yok etmelisiniz.

Unutmayın, herkes yaşlanıyor. Sağlığınızı hiçe sayıp suni ürünler kullanmayın. Yaşlanmayı geciktirici ürünler kullanırken Paraben, SLS kullanılmayan kırışıklık kremi edinin. Ayrıca Ecocert sertifikalı ham madde kullanan kozmetik markaları, ayrıca tercih sebebiniz olsun...

Kemik Erimesine Çorbalı Çözüm

Sunday, 25 January 2015

Osteoporoz, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen bir kemik rahatsızlığıdır. Birçoğumuz bu rahatsızlığı aslında kemik erimesi olarak biliriz ve ondan korkarız, aslında korkmakta da haklıyız çünkü bu hastalık hayat standartlarınızı oldukça aşağılara çekebilir. Kemik yapınızdaki mineral yoğunluğu azalmıştır ve kemikler artık daha kolay kırılabilmektedir.
Kemik erimesi görülen hastaların %80'i kadındır.

İşte bu noktada özellikle omurlarınız, kalçanız ve bilek kemikleriniz büyük risk altındadır ama bu demek değildir ki bu üç bölge hariç vücutta başka risk bölgeleri yoktur. Aslına bakarsanız vücudunuzdaki bütün kemikler risk altındadır. Bu hastalıkla ilgili söylemek istediklerim bu kadar, şimdi bu hastalıktan müzdarip olanlar için bir yemek tarifi, daha doğrusu bir çorba tarifi vermek istiyorum;

Osteoporoz hastalarına özel çorba tarifi:

Büyükçe bir tencerenin yarısını su ile doldurum ve içine bol miktarda balık kılçığı atın. Bazı kılçıklar küçük olacağından bir tülbent kullanın ve düğüm atın, bunu da suyun içine bırakın. 30 dakika tencereyi kaynatın ve sonrasında bir miktar lahana, marul, maydanoz, ve semizotu ekleyin. Bu arada
karışıma karahindiba da ekleyin. Yeşillikler yumuşayana kadar kısık ateşte kaynatın. Karışıma tuz ve karabiber ekleyin.Servis yapmadan önce balık kılçıklarını karışımın içinden çıkarın. Avakado dilimleri ve karabiber ekleyerek çorbayı daha lezzetli hale getirebilir ve sonrasında servis yapabilirsiniz. Bu karışım bol miktarda kalsiyum, magnezyum, C vitamini, ve daha bir çok mineral içermektedir. 

Bu çorba kemik erimesine doğal çözüm arayanlar için bulunmaz bir nimettir, tadı biraz yavan gelebilir, arzu ettiğiniz baharatları kullanarak, çok daha lezzetli bir karışım ortaya çıkarabilirsiniz.

Kemik erimesinin nedenleri ve tedavisi ile ilgili bilgi sahibi olmak isterseniz tıklayın.

Hangi Bitki Çayını Tüketmeliyim?

Wednesday, 21 January 2015

Yeşil çay

En başta güçlü bir antioksidan olduğunu belirtmekte fayda var. Kansere karşı muazam bir koruma sağlar ve kötü kolesterolü düşürür. Özellikle vücut geliştirme, fitness ile uğraşanların sıklıkla tüketmesi gereken bu çay, kilo vermeye yardımcı olur, yağ yakımını hızlandırır. Bağışıklık sisteminiz taş gibi olur.

Papatya Çayı

Mide ve bağırsak sorunlarına ( gastrit ve ülseratif kolit, mide kasılmaları ) iyi gelir, genel stres ve kaygı durumuna iyi bir çözümdür, ciddi rahatlatır, bağışıklık sisteminizi destekler, bazı cilt hastalıklarının şiddetini azaltır, bir de sabahları, özellikle sigara içenler bulantı ile uyanıyorlarsa bu çayla tanışsınlar. Son olarak eğer ağzınızda apse sıkıntısı varsa veya aftlardan şikayetçiyseniz, papatya çayı ile gargara yapmak size iyi gelecektir.

Rezene Çayı

Midenizde ağrı varsa, hazımsızlık çekiyorsanız, mideniz gazdan kıvranıyorsa bu çayı muhakkak için. 

Mısır Püskülü Çayı

Bu çayı ne zaman duysam aklıma idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek taşları gelir çünkü bu çay her ikisi içinde kullanılır. İyi bir idrar söktürücü olan bu çay aynı zamanda kalbinize de dosttur. Bir de diyabet hastaları bilir, hiç bitmeyen bir yorgunluk kaplar her tarafı, için bu çaydan ve kendinizi daha zinde hissedin.
Bitki çaylarından çok uzakta kalmamakta fayda var!
Isırgan Otu Çayı 

İçeriğindeki yüksek miktarda demir sayesinde, anemi hastalığının tedavisine yardımcıdır. İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelir, yine iyi bir idrar söktürücüdür, soğuk algınlığına, bazı nezle türlerine çok çok iyi gelir, bunun en büyük nedeni de bu çayın bağışıklık sisteminize olan desteğidir. Çok fazla öksürdüğünüzde, kendinizi rahatlatmak için hemen bir bardak bu çaydan için.

Ada Çayı

Bronşit ve astım sıkıntısı olanlar, aşırı terleme ile boğuşanlar, stresliyim diye yakınanlar bu çaya hücum. Bu çay zararlı toksinleri vücudunuzdan atabilecek kudrete sahiptir. Alzheimer hastaları da bu çayı tüketmeli, çünkü bu çay hafızanızı olumlu yönde destekler. Gün sonunda başınız ağrıyorsa, canınız sıkkınsa bu çayı denemenizde fayda var. Ağız yaraları (aftlar) ve boğaz ağrılarının tedavisinde doğal bir gargara olarak

Biberiye Çayı

Yine bağışıklık sistemini güçlendirir, stresinizi azaltır, gün sonu baş ağrılarını, migreni kovalar, Alzheimer hastalarının dostudur çünkü hafızayı güçlendirir, ve eğer kabızlık sorunundan size de gına geldiyse bu çayı sofranızdan eksik etmeyin derim.

Hibiskus Çayı

Çok yüksek oranda C vitamini içerir ve diğer çaylardan en büyük farkı bu çay kafein içermez. İyi bir antioksidandır, mide ve sindirim sorunlarına birebirdir, bağışıklık sistemini zıplatır, kilo vermek istiyorsanız yağların yakımında olumlu rol oynar ve tansiyonu düşürür. Aman dikkat! Zaten düşük tansiyondan müzdaripseniz temkinli olmanızda fayda var.

Melisa Çayı

Bu çayı içen her kimse bir daha sinir stress yüzü görmez, oldukça etkilidir. Bu çayı içtikten sonra bol bol terlersiniz, bir de rahat bir uyku çekersiniz.

Kekik Çayı 

Antiseptiktir, boğaz ağrılarına, ağız içi yaralara ve diş eti problemlerine çok iyi gelir, stresi azaltır özgüven patlaması yaşatır, öksürük derdine iyi bir çözümdür ve bunun yanında gribin semptomlarının tedavisinde başvurulabilir.

Sarımsak Çayı

Sarımsak kendi başına çok güçlü bir antibiyotiktir, o halde çayı da ayını etkiyi gösterecektir. Vücudunuzda mikropların en büyük düşmanıdır, birçok kanser türüne karşı çok ciddi bir koruma sağlar. Saçları döküldüğünde, özellikle bayanlar sarımsaklı şampuanlara yönelirler, ciddi etki gösterir çünkü, işte sarımsak çayı da saçlarınızın dökülmesini azaltır, bağırsak parazitlerini perişan eder, bunun yanında yüksek tansiyonu düşürür, ve cildinize çok ama çok iyi gelir.

Enginar çayı

Karın ağrılarına, mide ekşimelerine son! Kabızlık yok, ishale çözüm burada. Kötü kolesterole düşman, iyi kolesterole dost bir çay, bunların yanı sıra iyi bir idrar söktürücüdür, düzenli içildiğinde karaciğer fonksiyonlarında artış gözlemlenir.

Dikkat! Dikkat!

İnsan vücuduna alınan her şeyde olduğu gibi, bitki çaylarının da fazlası yarardan çok zarar getirecektir. Bu sebepten lütfen hangi çay olursa olsun abartmadan içiniz.

Sperm Sayısını Artıran Besinler

Thursday, 8 January 2015

İstridye
Çinko içeriği oldukça yüksektir ve bu da sperm kalitesine doğrudan bir etkendir. Özellikle folik asit ile tüketildiğinde, sperm sayısının %74’lere kadar yükseldiği gözlemlenmiştir. İstridye, süper çinko içeriğinin yanında, B12, magnezyum ve selenyum içeriği ile de öne çıkan bir besindir ve bu saydıklarımda sperm kalitesi ile doğrudan alakalıdır.

Börülce Salatası: 
Az önce de bahsettiğim folik asit alımını en tepeye çıkarmak istiyorsanız, börülce salatası sizin için bulunmaz bir nimettir. Doktorların hem fikir oldukları şey ise, folik asit eksikliği yaşanması halinde, kromozomsal anomalilerin gözlemleneceği.

Kuşkonmaz: 
İyi bir folik asit kaynağıdır, bunun yanında yüksek oranda antioksidan içeriğe sahiptir.

Siyah (bitter) çikolata:  
L- Arginine HCL, amino asit içeriğine sahiptir ve bu sayede kan akışı hızlanır. Bunun yanında bitter çikolata tüketimi, stresin sperm üretimindeki ve kalitesindeki negatif etkisini dengeler.

Muz: 
İçerdiği bromelain, doğal bir anti-inflamatuar enzimidir ve testesteron üretimine yardımcı olur. Vücutta artan testosteron, sperm üretimini artırır.

Ceviz: 
İçeriğindeki magnezyum, omega-3 yağ asitleri, protein, folik asit, bakır ve B1 (tiamin) sayesinde ceviz tam bir sperm dostudur diyebiliriz.

Sağlıklı, kaliteli spermler için dengeli beslenmeye dikkat!
Kabak Çekirdeği: 
Günlük yeterli miktarda tüketildiğinde, vücudun magnezyum, fosfor, çinko, demir ve bakır ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Bu saydıklarımız da, yukarıdakilere benzer şekilde sperm sayısına ve kalitesine etki eder.

Sığır Eti:
Kırmızı ette bulunan l-karnitin, sperm kalitesine ve sayısına olumlu bir etkendir.   

Karpuz: 
İçeriğindeki likopen, karpuza, domatese kırmızı rengini verendir ve karpuzda en yüksek oranda bulunur. Günde tek bir dilim karpuz yediğinizde, sperm sayınızda %37,5 artış gözlemlenir.

Antrenman Öncesi ve Sonrası Kafein Alımı

Sunday, 16 November 2014

Doğru miktarlarda alınan kafein, kaslarınızı uçurur.....
Kafeine tutsak yaşıyoruz bu bir gerçek. Şöyle güzel bir kahve ile güne başlamak gibi yok bana sorarsanız. Bu arada güzel kahveden kastım piyasalarda satılan 3'ü bir arada zırvalıkları değil, benim kastım şöyle güzel bir Türk kahvesi veya çekilmiş güzel aromalı bir kahve çeşidi.

Neyse, bugünkü konumuz tabi ki hangi kahve daha güzel hangisinin içimi daha iyi değil. Bu yazımda sizlere kafein ve spor gerçeği hakkında bilgi vermek birinci amacım.

Şimdi gelelim konumuza, doğru miktarlarda kullanıldığında bağımlılık yapmayan! susuzluğu artırmayan! kalbe malbe zararlı olmayan kafein, özellikle yoğun spor antrenmanları yapanlar için vazgeçilmez bir maddedir. Bilinenin aksine, kafein yeterli miktarlarda alındığında hem beyninize, hem kalbinize, hem de kaslarınıza inanılmaz faydalar sağlayacaktır.

 Kafein ve Vücut Geliştirme

  • Antrenmandan bir saat önce (bu saat önemli) kafein alımı yapan bir sporcunun bench press'te  (yatarak yapılan göğüs hareketi) kaldırabildiği maksimum ağırlıkta artış gözlemlenmiştir. 
  • Yine antrenman öncesi alınan kafein, kaldırılan ağırlıklarda artış sağlamanın yanında, vücut dayanıklılığını da artırmaktadır ve bu da antrenman boyunca çok daha fazla set yapabileceğiniz ve spor salonunda kaldığınız süreyi ciddi oranda artırabileceğiniz anlamına gelir. Merkezi sinir sistemine etki eden kafein, bir şekilde acı eşiğinizi yukarıya çeker ve buna bağlı olarak kendinizi koşu bandında ve diğer bütün egzersizlerde ciddi anlamda aktif hissedersiniz. 
  • Yukarıda da bahsettiğim gibi antrenmandan bir saat önce alınan kafein, vücut ısınızı artırır ve buna bağlı olarak da kalori yakımını hızlandırır. Yani kafein iyi bir yağ yakıcıdır diyebiliriz. 
  • İdman sonrasında vücudunuza aldığınız kafein, glikozun kandan kaslara doğru olan yolculuğunu hızlandırır ve bu sayede kaslardaki iyileşme, yenilenme süresi aşağılara çekilir. Glikojen seviyesi ne kadar yüksek olursa, kas büyüklüğünüz de o kadar tatminkar olacaktır. 

Peki, yeterli kafein tüketimi nedir, ne kadar alırsam sınırı aşmam, vücudum buna tepki göstermez?

Vücut ağırlığınızı hesapladıktan sonra, her bir kiloya karşılık 3-6 mg kafein aldığınızı düşünün. Diyelim ki 70 kilosunuz, 210-420 mg arasında alınan kafein size en doğru sonucu, en sağlıklı şekilde verecektir. 

Unutmayın aşırı kafein alımı uykusuzluk, aşırı duyarlılık gibi basit tepkilerden, kafein zehirlenmesine kadar daha ciddi sıkıntılara yol açabilir. Az miktarda kafein almak ciddi bir etki göstermeyeceği gibi, aşırı kafein alımı da sizi Mr. Olympa yapmaz bunları unutmayın ve vücudunuzun tolere edebileceği en uygun düzeyleri kendiniz hesaplayın. 

Kafein ile ilgili daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız "Kafein ve Kahve Gerçeği" isimli yazıma göz atmanızı tavsiye ederim. 

Tansiyon Aletleri ve Yanlış Saptamalar

Monday, 3 November 2014

Kendinize en uygun tansiyon aletini seçin.
Özellikle tansiyon hastalarının evlerinde bir tansiyon aleti bulundurması artık bir lüks değil, uzmanlar da böyle söylüyor. Düzenli tansiyon ölçümü ciddi bir tedbir olarak karşımıza çıkıyor. Ama yapılan araştırmalara göre ev tipi tansiyon aletlerinin birçoğu olması gerektiği kadar hassas değil. Hastaların %10-15’inde kullanılan aletlerin aslında o kadar da güvenilir olmadığı tespit edilmiş bile. İşte bu da bazı hastaların yapılan yanlış ölçümlerden dolayı çok daha fazla veya gerektiğinden az ilaç tedavisi aldıklarını göstermiş. Gerektiği gibi tedavi edilmemiş yüksek tansiyonun, böbrek hastalıklarının en büyük nedeni olduğunu hesaba katarsanız, bu sıkıntının aslında ne kadar ciddi olduğunu fark edersiniz.


Kan basıncınız gün içerisinde değişir, bu normal bir durumdur. Sabahları en düşük seyreden basınç, kişi uyandıktan sonra yavaş yavaş artar. Kan basıncı gün içerisindeki davranışlara, yediklerinize ve ruh halinize bağlı olarak değişiklik gösterir. Kan basıncınızın ölçümleri muazzam cihazlarla yapıldığında dahi farklılık gösterir. Bu durumda yapmanız gereken farklı kayıtlar tutmak ve bunların bir ortalamasını almaktır.

Şimdi, en doğru tansiyon ölçümü için yapılması gerekenler; 

  • Ölçüm öncesindeki 30 dakika boyunca kafeinli, alkollü içeceklerden uzak durun ve sigara içmeyin. 
  • Ölçüm öncesinde, 5 dakika boyunca sırtınızı güzelce destekleyin, ayaklarınızı yere basın ve sakince oturun. 
  • Ölçüm sırasında kolunuzu öyle bir destekleyin ki bileğiniz tam kalp hizasında olsun. 
  • Kıyafetinizin kollarını iyice yukarı kaldırın ve tansiyon aletinin çıplak derinize tam olarak temas ettiğinden emin olun. 
  • İlk okumadan bir dakika sonra bir okuma daha yapın ve bu iki gözlemin arasında çok fazla fark olmadığından emin olun, her şey yolunda ise, bunların ortalamasını alın. Eğer fark çok fazlaysa bir kez daha okuma yapın ve bu sefer bu üçünün ortalamasını alın. 
  • Çıkan sonuç çok yüksekse sakın strese girmeyin, birkaç dakika rahatlayın ve tekrar deneyin. 
  • Yaptığınız bütün ölçümlerin kaydını tutun. Günün hangi saatinde, ne değerlere ulaştığınız çok önemli unutmayın. 

Avakadonun Faydaları

Saturday, 25 October 2014

Sağlığınız için düzenli avakado tüketin!


 Avakadonun Faydaları

  • Avakado, vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olur. İyi bir antioksidandır.  
  • Kolesterol seviyenizin yükselmesini engeller (içerisinde birçok doymamış yağ asidi barındırdığından). 
  • Avakado cildinizin yaşlanmasını geciktirir. (İçerisinde bulunan 14 adet mineral bunun en büyük sebebidir). 
  • Bağışıklık sistemini geliştirir. 
  • Kandaki kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna destek veren avakado, iyi bir demir kaynağıdır.
  • Bir adet avakado yaklaşık 160 kalori içerir, bunun yanında 2 gram protein ve 15 gramda sağlıklı yağ içeriği vardır.
  • İçeriğinde K, C, B5, B6 ve E vitaminleri mevcuttur, ve bunun yanında folik asit, potasyum da içerir. Bunların yanında az miktarda magnezyum, manganez, demir, çinko, fosfor, bakır, ve A, B1, B2 ve B3 vitaminlerini içerir. 
  • Potasyum birçoğumuzun yeterince alamadığı bir mineraldir. Vücudun kan basınç seviyelerini düzenler, ve oldukça önemlidir. İşte tam bu noktada avakado devreye girer ve vücuda bolca potasyum enjekte eder, hatta öyle çok ki potasyum miktarı çok olan muz bile geride kalır. 
  • İçeriğindeki kalorinin %77’si içerdiği yağlardan gelir. Bu da avakadoyu gelmiş geçmiş en yağlı besinlerden birisi yapar. Ama bu yağ öylesine bir yağ değildir. Avakadonun içerdiği yağın büyük bir bölümü oleyik (mono doymamış yağ asidi) asittir. Bu zeytin yağının ana içeriğidir ve kansere meyilli genler üzerindeki olumlu etkileri bilinmektedir. 
  • Avakado ciddi oranda lif içerir. İçeriğindeki lif, kilo kaybına yardımcı olur, kan şekerinin düşmesine yardımcı olur ve birçok hastalığın önlenmesinde önemli bir etkendir. 
  • Kalp krizinden ölüm oranlarının bu kadar yüksek olduğunu hesaba katarsak, kalbimize dost her şeyi tüketin derim. Peki avakado kalbimize nasıl yardımcı oluyor? 
  1. Avakado, vücuttaki kolesterol seviyesini ciddi oranda azaltır. 
  2. Kan trigriselid seviyesini %20 oranında azaltır. 
  3. LDL tip kolestrolü %22 oranda azaltır. 
  4. HDL tipi (iyi olan) kolesterolü %11 oranında artırır. 
  • Düzenli olarak avakado yiyenlerin daha fit olduğu gözlemlenmiştir. Bunun yanında göbek bölgesi daha az yağlanma gösterir. 
  • Avakado diğer besinlerden antioksidan alımını hızlandırdığı gibi, kendisi de yüksek oranda antioksidan kaynağıdır. 
  • Özellikle göz sağlığı için çok önemli olan lütein ve zeaksantin çok önemli iki kaynaktır. Bu ikisinin katarakt oluşumuna engel olduğu bilinmektedir.

Yulaf Yemek İçin 10 Neden

Sunday, 19 October 2014

Yulafın faydaları saymakla bitmez

Şu andan itibaren, en azından sabah kahvaltılarında bir kase yulaf tüketmeniz için artık 10 tane çok önemli nedeniniz var;
  1. Yapılan bir araştırmaya göre, çok erken yaşlarda yulafla tanışan çocuklarda astım riski azalır. 
  2. Glutenden uzak duruyorsanız, beslenmenize yulaf eklemeniz vücuda daha fazla vitamin ve mineral alımı anlamına gelir ve vücudunuzdaki antioksidanlar artar. 
  3. Yulafta bulunan ve çözülebilen bir lif olan beta-glukan, bağışıklık sisteminin sigortası olarak bilinir. Çok fazla hastalanıp, çok fazla antibiyotik kullanıyorsanız, beta-glukan içeriğine yönelin. 
  4. Düzenli yulaf tüketimi sonrasında kötü kolesterol seviyeniz düşecektir. 
  5. Özellikle bakım evlerinde laksatif (bağırsak çalıştırıcı) kullanan yaşlılarda en sık görülen problem yetersiz beslenme ve istenmeyen kilo kayıplarıdır. Yulaf ,bu noktada laksatif kullanımını düşürecektir. 
  6. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, düzenli yulaf tüketimi, tip 2 diyabet riskini düşürür.
  7. Yulaf, insülin hassasiyetini (direnci) artırır. 
  8. Yulaf tüketimi sonrasında kan basıncınız düşer.
  9. Bir kase yulaf yediğinizde, özellikle sabah kahvaltısı sonrasında kendinizi oldukça tok hissedersiniz. Bunun nedeni yulafın içeriğindeki yoğun liflerdir. Yulaf vücutta yavaş yavaş sindirilir ve bu vesileyle açlık hissiniz de dengelenmiş olur. 
  10. Yulafla yapılan kürler, kuru, kaşıntılı ve dökülen ciltlere çok iyi gelecektir. 

Soda Tüketimine Dikkat Edin!

Saturday, 11 October 2014

Soda mı Maden Suyu mu?

Arkadaşlar içilebilir herhangi bir suya, karbondioksit eklediğinizde ortaya soda çıkar. Bu anlamda soda doğal değildir, işlenmiştir. Maden suyu ise bir çoğunuzun bildiği üzere yerin kilometrelerce altında oluşur ve yüzeye çıkana kadar önüne gelen onca minerali toplar, biriktirir. En son haliyle kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum, florür gibi bir çok minerali barındıran zengin bir içecektir. Neyse gelelim yazımızın esas konusuna, şimdi sizlere maddeler halinde soda ile ilgili gözden kaçırabileceğiniz bir kaç detaydan bahsetmek istiyorum;
Soda veya mineral suyu tüketimine dikkat edin!

Soda ve gerçekler:

  • Kanınızda mümkün olduğunca bol oksijen, az karbondioksit olması gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, karbondioksit oranı çok yüksek sodanın tansiyonunuzu yükseltmesi beklenir. Özellikle yüksek tansiyon hastaları dikkat! 
  • Günde 2-3 şişeye kadar yararlı olabilecek, ani kalp krizlerini bile engelleyebilecek soda,  bundan daha fazla tüketildiğinde vücutta mineral fazlası yapar ve böbrek taşlarınında artış gözlenir. 
  • Meyveli sodaların içerisinde bulunan tatlandırıcıların zararlarını görmezden gelmeyin. Amerika’da yapılan bir araştırma, pankreas kanseri ve tatlandırıcılar arasında ciddi bir ilişki tespit etmiştir. 
  • Çok ciddi spor yapmıyorsanız, beslenmenize soda eklemek yerine, ihtiyaç duyabileceğiniz minerallari bakliyatlardan, sebzelerden ve diğer ürünlerden almaya çalışın. 
  • Zayıflamak için soda içmekten vazgeçin, içeriğindeki tuz, vücutta ödem (şişlik) oluşturur, kilonuzdaki artış hızınız bile olumsuz yönde değişebilir.
Şimdi maden suyu her ne kadar mineral yönünden yararlıdır desek de siz yine de maden suyu alırken biraz seçici olun, çünkü her marka kendine özgü miktarlarda mineral içeriğine sahiptir. İçiyorsanız adam gibi bir markadan, günlük tüketim miktarını aşmadan için......

Body Fitness’a Yeni Başlayanlara Tavsiyeler

Saturday, 20 September 2014

Düzgün beslenme, sıkı çalışma...
Hemen her erkeğin hayalidir fit bir vücuda sahip olmak. Hayali olmasa da içten içe ister. Özellikle bir plaja gidip o tişortü çıkardığı zaman. Bunun içinse yapılması gereken bellidir. Doğruca bir spor salonuna yazılmak. Büyük bir hevesle girişilen bu işte yapılması gereken şeyler, olmazsa olmazlar vardır. O plaj vücuduna kavuşabilmek için yapman gereken en önemli şey beslenmedir. Beslenme olmadan bu işte yol almak imkansız denebilir. Salona herkes gelir gider fakat beslenmeyi herkes yapamaz. Bu işin yüzde 60’ı beslenme yüzde 30’u antrenman yüzde 10’uda uyku ve dinlenmedir denebilir.

Bir senedir salona gelen ama hala aynı tas aynı hamam olan tipler görüyorum ve tutamayıp kendimi soruyorum. Ne yiyor ne içiyorsun? Cevap: Önüme ne gelirse… Önüne ne gelirse yiyerek o fit vücuda kavuşamazsın arkadaşım. Sadece boşa kürek çekersin. Belki kolların falan biraz direnç kazanır o kadar. Ki öyle oluyor. Bakıyorsun 25 er kg dambelların altına rahatça giriyor fakat görüntü bomboş. Çünkü doğru bir diyet izlenmiyor.

Peki doğru diyet nedir? 

Doğru diyet sabah en az 3 yumurta akı, belli oranda yulaf ya da tam buğdaylı ekmek ve belli oranda meyvedir. Bu oranları zamanla kendi vücut ihtiyacınızı anlayarak zaten ayarlıyorsunuz. Öğlen yine en az 25-30 gr protein alabilmek. Bu hesapları yapabilmek de çok önemli. Her yediğiniz şeyi acaba bu bana ne verir diye yemeniz gerekir. Ne kadar karbonhidrat, ne kadar protein, ne kadar yağ. Amaç kilo vererek fit bir görünümse karboyu ve yağı az oranlarda tutmak gerekiyor tabi. Ama adama bir bakıyorsun pilavın yanında ekmek yiyor. Hatta patates haşlaması falan da oluyor sonra ben niye kilo veremiyorum. Arkadaşım, sen neyi ne kadar yiyeceğini bilmiyorsun da ondan. Yapman gereken protein ağırlıklı beslenmek. Gerekirse tavuğunu, etini evde pişirip kendine bir beslenme çantası yapmalı ve oradan beslenmelisin, yoksa olmaz. Bunu yapmalısın çünkü abur cubur yerine vücuduna sağlıklı ve kaliteli şeyler girmeli.

Hem kaslarını beslemelisin hem kilonu kontrol etmelisin. Kilo alarak kas yapacak kişiler için de karbonhidratlar en az proteinler kadar önem taşır. Tabi sağlıklı yağlar; bademler ,fındıklar, kajular, cevizler aşırıya kaçmayacak şekilde her iki amaç içinde tüketilmelidir. Çok yağlanmadan kas kütlesini artırmak her baba yiğidin harcı değildir bu arada. Çok düzenli diyet ve antrenman programı ister. Pirinçler olabildiğince lapa ve esmer yenmeli, makarnalar kepekli hatta patatesler tatlı patates olmalı-ama Türkiye’de bulmak zor tabi-. Büyük marketlerde kepekli makarna var ama esmer pirince rastlamadım. Tatlı patatesi belki ilk defa duyuyorsunuz.

Bu arada yeşil yapraklı sebzeler de gerekli vitaminler açısından haftada iki üç kere mutlaka ana öğünde bulunmalı. Brokoli, ıspanak ve kuşkonmaz en önemlileridir. Akşamları da spora gitmeden belli oranlarda kaliteli karbonhidrat ve üçte bir ya da iki oranında protein almak gerekir. Esas öğün ise spor sonrasıdır. En az ikiyüz üçyüz gr tavuk göğsü ya da dana kuşbaşı ya da mevsim balığı iyi gider. Tabi az biraz lapa pirinçle ya da sebzeyle ki protein sentezi için bu karbonhidrat önemlidir. Gün içinde özellikle ara öğünlerde ise basit şekerden olabildiğince uzak durmanız lazım.

Atıştırmalık Form bisküvileri olabilir. Fakat çok şekerli ve yağlı olan abur cuburlardan kesinlikle uzak durmalısınız. Ton balığı da öğün aralarında ya da bizzat öğünlerde önemli bir protein kaynağı olarak yerini almalı. Gün içinde bu şekilde hedefinize göre kendi beslenme uzmanınız olmalısınız. Hangi yiyecekte ne kadar ne var bilmelisiniz. Sonrasında sonuçları aldıkça çok daha iyi bir uzman olacaksınız. Basit şeker nedir, kompleks karbonhidrat nedir. Baklagilde de protein var ama niye et, süt yumurta, tavuk yemem gerekiyor gibi sorularınıza zamanla hem kendiniz cevap verecek hem başkalarına cevaplar vereceksiniz. Yani Umarım.

Bir sonraki yazıda supplementlere bir bakalım derim. Zira fit bir vücut için vazgeçilmezlerden birisi de onlar. Görüşmek üzere......

Yazarımız Uğur Yetgin'e teşekkürler..................

Maden Suyu Mucizesi

Monday, 15 September 2014

Mineral suyu tüketin.....
İçerisinde vücudunuz için hayati önem taşıyan demir, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri barındıran maden suyu, her gün düzenli tüketildiğinde, sağlığınız için bulunmaz bir kaynak olacaktır. Gelin maden suyunun faydalarına bir göz atalım;

  • İçerisinde kalori veya yağ barındırmadığından, kilo vermenizde yardımcı olacaktır. 
  • Günlük düzenli tüketildiğinde, özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybının, ve kemik erimesinin önüne geçecektir. 
  • Maden suyundaki magnezyum, kan basıncını düzenlemede etkin bir rol oynar. 
  • Özellikle düşük seviyede magnezyum seviyelerine sahip olan hastalarda uzun vadede ciddi faydalar gözlemlenmiştir. 
  • Kalp problemlerinin oluşmasında ciddi bir etken olan LDL tipi kolesterolü düşürür. Bunun yanında maden suyunun içerdiği iki mineral, potasyum ve magnezyum kalp fonksiyonlarına yardımcıdır. 
  • İçeriğindeki sülfat sayesinde sindirime yardımcı olur. 
  • İçeriğindeki magnezyum kaslar için önemli bir mineraldir. Kasların rahatlıkla hareket etmesini ve esnemesini sağlayan bu mineral sayesinde daha az kas ağrısı ve krampları yaşarsınız.  
  • Vücudunuzdan kaybettiğiniz elektrolitlerin ( bikarbonatlar, klorit, potasyum ve sodyum), yenilenmesini sağlar. 
  • Böbrek taşı riskini düşürür. 
  • Cildinizi güzelleştirir. 
  • Vücudunuzdaki atık materyalleri parçalar, toksinleri temizler.
  • Romatizmaya bağlı ağrıları, kaslardaki ve eklemlerdeki inflamasyonları azaltarak, hafifletir.

Biberin Faydaları

Haftada en az birkaç kez biber tüketin.....
Yeşil ve kırmızı renkleri vw dolmalık, sivri, acı, çarliston gibi çeşitleri ile soframızda tükettiğimiz biberin faydaları saymakla bitiyor. İçerisinde bulunan A, E ve C vitaminleri sayesinde antioksidan yiyeceklerin arasında yer almaktadır. Ayrıca B1, B2. A, P, K vitaminleri açısından da çok zenin olan biberin faydalarına maddeler halinde bakacak olursak :

Biberin Faydaları :

  1. C vitamini yönünden zengin olan yeşil biber, bu özelliği ile adrenalini artırmakta ve stresi azaltan yiyecekler arasında yer almaktadır.
  2. Acı biberden elde edilen capsaicin, meme, prostat, yemek borusu ve mide kanseri gibi kanser türleri hücrelerini öldürmekte etkilidir.
  3. Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur.
  4. Mide asidini önleyerek sindirimde yardımcı olur.
  5. Mikrop öldürücü özelliği vardır.
  6. Kan dolaşımını olumlu yönde etkiler.
  7. İçerisinde bulunan yoğun lif sayesinde kabızlığı azaltır.
  8. Göz sağlığı için çok önemlidir.
  9. Kalorisi çok düşüktür ve sağlıklı bir diyet yiyeceğidir.
  10. Antioksidan bir yiyecek olduğu için yaşlanmayı geciktirir.
  11. Bulaşıcı hastalıklara karşı vücudun direncini artırır.
  12. Bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini artırır.

Kafein ve Kahve Gerçeği

Tuesday, 9 September 2014

Kafein, düzgün tüketildiğinde sağlıklı bir kaynaktır. 

Kafeinin Faydaları 

  • Kafein hafızayı güçlendirir. 
  • Araç kullanıyorken, uyanık kalmak zorunda olduğunuzda, kafein uykudan daha faydalıdır. 
  • Kafein kelleşen saçların dostudur, saç uzamasına yardımcı olur. 
  • Kafein sayesinde ağırlık çalıştıktan sonraki kas ağrılarınızın yaklaşık %48’den kurtulabilirsiniz. 
  • Kafein alzheimer hastalığının da düşmanıdır. 
  • Kafein, beyindeki dopamin maddesini artırarak depresyonu azaltır. 
  • Kafein egzersiz öncesi dayanıklılığınızı artırır. 
  • Kafein katarakt ve göz kapağı spazmının düşmanıdır. 
  • Yapılan araştırmalar kafeinin deri kanserini önleyebileceğini ortaya koymuştur. 
  • Kafein tüketen insanların daha az intihar eğiliminde oldukları gözlemlenmiştir. 
  • Kafein erkelerde sperm hacmini artırır. 

Kahvenin (Kafeinli) Faydaları 

  • Kahve ağız ve gırtlak kanseri riskini %50 düşürür. 
  • Kahve inme riskini %22 aşağıya çeker. 
  • Kahve belli başlı kanser risklerini azaltır. 
  • Kahve içenlerde daha az kalp ritim bozukluğu gözlemlenmiştir. 
  • Kahve, tip 2 diyabet riskini düşürür. 
  • Günde en az 4 bardak kahve veya çay içtiğiniz takdirde, kan basıncınız düşecektir.

ALS ve Bilmedikleriniz

Saturday, 23 August 2014

ALS ölümcül, nörolojik bir hastalıktır. İşte sizlere bu rahatsızlıkla ilgili bilmediğiniz birkaç ayrıntı;

Als beyninizi ve vücudunuzu etkiler!

Bu hastalık vücudun istemli hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerine saldırır. Hastalığa yakalanan birisi zaman içerisinde elini, kolunu oynatmakta ve yüz mimiklerini kontrol etmekte sıkıntı çeker. Bu rahatsızlık kişinin zihin becerilerini etkilemez ama yapılan bazı araştırmalar ALS hastalarının hafıza kayıpları, karar verme güçlüğü ve depresyon gibi bazı sıkıntılara da maruz kalabildiklerini göstermiştir.

Bu hastalık illa kalıtsal olacak diye bir şey yok! 

Hastalık %5-10 oranında kalıtsal seyreder, ama bunun yanında ailesinde bu hastalığı duymamış, görmemiş bir %90’lık  kesim de mevcut. Bunun yanında çok ilginç bir detay daha var, Körfez Savaşı sırasında savaşan askerler nasıl olur da bu hastalığa diğer insanlara göre iki kat daha fazla oranda yakalandılar.

ALS sinir hücrelerine saldıran, nörolojik bir hastalıktır.

Erkeler ve beyaz ırk bu hastalığa daha meyilli! 

Her sene 5600 yeni ALS tanısı konmaktadır. Bunların %93’ü beyaz, açık renkli ırklara mensup, erkek hasta sayısı ise kadınlara oranla %20 daha fazla. Bu hastaların bir çoğunun yaş ortalaması 60 ile 69 arasında, ama bunun yanında bu yaşın çok çok aşağıya çekildiği durumlar da mevcut. İşin aslı "ice bucket challange" adı altında birbirlerinin tepesinden buzlu su döken insanları harekete geçiren ve ALS hastalığına dikkat çekmek ve belli bir fon oluşturmak için dünyaya “ice bucket challange” kavramını getiren 29 yaşındaki gence de 2012 yılında ALS tanısı konmuştur.

Belirtiler çok ani olmaz!

Bir gün uyandığınızda kolunuzu bacağınızı oynatamama gibi bir gerçek yok. Demek istediğim hastalığın seyri esnasında belirtiler çoğu zaman fark edilmez bile, gündelik hayatta başınıza gelebilecek sıkıntılar, kramplar, kas sertleşmesi, yüzde istemsiz hareketler, yutkunma ve çiğneme zorluğu yaşanabilir. İşin en zor tarafı hasta zamanla nefes alma gibi hayati bazı fonksiyonlarını kaybedebilir. Bir çok hasta belirtiler olgunlaştıktan sonra 2 ile 5 sene arasında yaşar ve bunların birçoğu solunum yetmezliğinden hayatını kaybeder.

Hastaların yaşam süreleri uzayabilir!

Şu an için hastalığın hiç bir tedavisi mevcut değil ama Amerikan Sağlık Departmanlığı -FDA- onaylı tek ilaç olan Riluzole’nın yapılan klinik testler sonrasında hasta ömrünü bir miktar uzattığı gözlemlenmiştir. Bu ilaç kesinlikle motor nöronların aldığı önceki hasarları tedavi etmez ama şu an için eldeki tek etkili ilaç gibi görünüyor.
 
Copyright © 2013. Bilginti - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..