Tavuklu Kereviz Çorbası Tarifi

Monday, 22 December 2014

Bebekler için çorba tariflerinden bir tanesi de tavuklu kereviz çorbası. Hem besleyici hem de bebeklerin damak zevkine çok uygun bir çorba tarifi. Eminim minik gurmeniz bu çorbayı bayılarak tüketecektir.

Malzemeler :

  1. 1 adet küçük kerevizin 1/4 ü                     
  2. 1 adet küçük tavuk göğsünün yarısı
  3. 1 tatlı kaşığı irmik
  4. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  5. Nane

Yapılışı :

  1. Tavuk göğsünü haşlayın.
  2. Etleri bir kenara alın ve aynı suda kerevizleri haşlayın.
  3. Kerevizler yumuşamaya başlarken içerisine irmiği, zeytinyağını ve naneyi atın.
  4. Kerevizler piştikten sonra blendır yardımı ile ezin.
  5. Tavuk etlerini minik parçalara ayırın ve çorbanın içerisine ilave edin.
  6. Bebeğiniz için çorba hazır.
  7. Afiyet olsun...

Yer Elmasi Corbasi

Bebeğin ek gıdaya başlaması anne için de bir serüvenin başlaması demektir. Yeni yeni yiyeceklerle tanışmaya başlayan bebek için hangi gıdaların ne zaman verilmeye başlanacağı sorusu, anne için büyük bir problem olabilir. Bebeğinize vereceğiniz yeni tatların, damak zevkine uygun olmasının yanında sağlıklı ve besleyici olması da gerekir. Çorbalar bebeklerin ek gıdaya geçişte kurtarıcı yiyeceklerdir. Bebekler için besleyici olan çorba tariflerinin bir tanesi de yer elması çorbasıdır.

Yer elması çorbası tarifi :              

  1. 1 adet orta boy yer elması
  2. 1 adet soğanın 1/4'ü
  3. 1 diş sarımsak
  4. 1 çorba kaşığı irmik
  5. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  6. 2 su bardağı su ( Eğer bebeğiniz 1 yaşından büyükse ve inek sütüne alerjisi yoksa 1 bardak süt + 1 bardak su kullanabilirsiniz. )

Yapılışı :

  1. Soğan, sarımsak, yer elmasını küçük parçalar haline doğrayın.
  2. Su ile birlikte bir tencereye koyun.
  3. Su kaynamaya başladıktan sonra zeytinyağı ve irmiği ekleyin.
  4. Yer elması yumuşayana kadar pişirin.
  5. Blendır yardımı ile ezin. 
  6. Çorba bebeğiniz için hazır. 
  7. Afiyet olsun...

Bebeklerde Reflü Hastalıgı ve Tedavisi

Wednesday, 25 June 2014

Halk arasında mide yanması olarak bilinen Reflü hastalığı, yetişkinlerde görüldüğü kadar bebeklerde ve çocuklarda da görülmektedir. Üstelik bebeklerin, gıdanın mideye inmesine izin veren kapakçık kısmının gelişmemiş olması nedeni ile bebeklerde reflü, yetişkinlere göre daha sık görülmektedir. Bebeklerinde reflü görülen aileler endişelenebilir ve bu durumun kalıcı olduğunu düşünebilirler. Fakat bebeklerin kendi kendine, desteksiz rahat oturabildiği ve daha çok hareketlenmeye başladığı zamanlar olan 6-8 aylar arasında bu hastalık kendiliğinden geçecektir. Sizinde bebeğiniz bitmek bilmeyen ağlama krizlerine giriyorsa nedeni reflü olabilir.

Bebekler de Reflü Hastası Olabilirler Unutmayın!

Peki bebeklerde görülen reflünün belirtileri nelerdir?

  1. Tekrarlayan üst solunum yolu iltihapları
  2. Geçmeyen ses kısıklıkları
  3. Sık ve fazla görülen kusma 
  4. Öksürük

Reflüsü olan bebekler için dikkat edilmesi gereken hususlar :

  1. Bebeğinizin belini sıkan kıyafetler kullanmayın.
  2. Bebeğinizi besledikten sonra karın kaslarının çalışmasına neden olacak aktivitelerden kaçının.
  3. Bebeğinizi anne sütü ile az ve sık besleyin.
  4. Bebeğinizin gazını her beslemeden sonra çıkartın.
  5. Mümkün oldukça biberonla bebeğinizi beslemeyin.
  6. Bebeğinizi sürekli bir yerlere dayalı bir şekilde oturtun ya da yatırın.
  7. Yanınızda sürekli mendil bulundurun.
  8. Bebeğinizi yemek yedikten sonra karınları üzerinde ve baş yukarı gelecek şekilde tutun.
  9. Bebekler için tasarlanan özel reflü yastıklarından kullanabilirsiniz.

Bebeklerde reflü tedavisi :

Reflüsü olan bebeklerde bu hastalık çoğunlukla kendiliğinden geçecektir. Yukarıda saydığımız önlemleri aldığınızda şikayetin ciddi oranda azaldığını göreceksiniz. Fakat kusmalar şiddetini artırıp, şikayetler devam ediyorsa, en kısa sürede bir doktora başvurup ilaç tedavisine başlamak gerekebilir. Çok nadir olmakla birlikte bazı durumlarda cerrahi müdahaleye gerek duyulabilir.

Bebekler İçin Eğitici Programlar

Sunday, 22 June 2014

Bırakın bebekleriniz de eğlensin.
Ailelerin çoğu ne kadar bebekleri ve çocuklarını elektronik aletlerden uzak tutmak istese de, hızla gelişen teknoloji bunu pek mümkün kılmıyor. Çalışan anne ve babaların eve gelince ev koşuşturması içinde çocukları ile yeterince ilgilenememesi, onları tablet ve telefonlar ile çocuklarını oyalama yoluna itmektedir. Pedagogların, çocuklarınız ile kaliteli zaman geçirin derken kast ettiği telefon ya da ipad uygulamaları mıdır bilinmez ama bu uygulamalar içinde çocuğunuz için eğitici ve aynı zamanda öğretici uygulamalar istiyorsanız size birkaç uygulama ismi sıralayabiliriz.

Bebekler için eğitici İOS uygulamaları :

  1. The Playmatic : Farklı temalar ve tasarımlara sahip mini oyunlar ile bebeklerin düşünsel faaliyetlerini geliştirmek üzerine kurulmuş bir oyun The Playmatic. Oyunun bebekler için ilgi çekici olmasının en büyük sebebi, farklı ses efektleri, renkli grafikler ve eğlenceli animasyonlara sahip olması.
  2. Peekabo : Oyunun dost canlısı kahramanı ile birlikte, neşeli animasyonlar ve interaktif dinamikler ile birleşen oyunlara ortak oluyoruz. Sürekli saklanan kahramanı bulmaya çalışan bebeğinizin neşeli vakit geçirmesini sağlayan oyun, aynı zamanda zihinsel gelişimini destekliyor. Eğlenceli tasarımlara sahip olan oyun, çocuk gelişimi uzmanları tarafından desteklenen oyunlar arasında yer almaktadır.
  3. Plic, Ploc, Wiz : Oyundan çok bir çizim uygulaması olarak göze çarpan Plic, Ploc, Wiz uygulamasında, bebekleriniz oyunda yer alan farklı objeler ve temaları kullanarak, şehirler ve hayvanlar yaratabilir. Bebeklerinizin yaratıcılığına katkıda bulunan bu oyun sayesinde onların ne kadar yetenekli olduğunu sizlerde keşfedeceksiniz.
  4. Paint Sparkles : Farklı nesne ve farklı renklerin yer aldığı bir boyama kitabı uygulamasıdır. Oyuncaklar, hayvanlar, arabalar ve harfler gibi farklı temaların yer aldığı oyunda bu temalardan bir tanesini seçip bebeğinizin yaratıcılığını izlemeye başlayabilirsiniz.
  5. Shape Puzzle Free : Ücretsiz indirilen oyunlar arasında yer alan bu uygulama, 2-6 yaş arasında bulunan çocuklar için özel olarak tasarlanmış yapbozlardan oluşmaktadır.Görsel hafızanın gelişimi için katkıda bulunan bu oyun indirilmesi gereken uygulamaların başında yer almaktadır.

Bebeklerde Uyku Düzeni

Saturday, 21 June 2014

Doğumundan itibaren ilk iki hafta boyunca sürekli uyuyan bebeğinizin ikinci haftadan sonra ağlama krizlerinin başlaması ve uyku düzeninin bozulması sizi çok büyük umutsuzluğa itebilir. Sürekli uyuyan ve sadece beslenmek ve altının temizlenmesi için uyanan bebeğiniz, dış dünyaya alıştıkça daha çok uyanık kalmak isteyecek ve uyaranların etkisi ile uykuya dalmakta zorluk çekmeye başlayacaktır. Özellikle gaz sancısı çeken ve kolik olan bebeklerde, ikinci haftadan sonra bitmek bilmeyen ağlama krizleri başlayacaktır. Bebeğinizin rahat uyuması için sakin olması gerekmektedir. Karnın tok olması, gazının çıkmış olması ve altının temiz olması rahat bir uyku için gerekli olan başlıca etkenlerdir.

Unutmayın bebekler uyuya uyuya büyür.
Bebeğin beslenmesi ve uykusunun düzenli olması, anne baba için en büyük endişe konularının başında gelmektedir. Özellikle bebeklerde büyüme hormonunun uyku sırasında salgılanması, uykuyu daha da önemli hala getirmektedir. Son dönemlerde oldukça popüler olan bebeği yalnız başına bırakmak ve ağlasa da yatağından kaldırmamak düşüncesi kimi aileler için mantıklı gelse de uzmanların birçoğu bebeğin psikolojik gelişimi açısından bu uygulamanın sakıncalı olduğu yönünde görüş bildirmektedir. Dış dünyaya yeni yeni alışmaya çalışan bebek, anne şefkatini ve sıcaklığını hissetmek isteyecek, yalnız kaldığında kendisini daha da mutsuz hissedecektir. Yalnızlık duygusu, bebek için ileride kendine güvensizlik duygusu olarak kendisini gösterecektir.

Her bebek farklı olmakla birlikte, aşağıda sayacağımız maddeleri uygulayarak bebeğiniz için bir uyku düzeni oluşturmanıza yardımcı olacaktır.

Bebeklerde uyku düzeni sağlamak için :

  1. Bebeğiniz uyumadan önce ona masaj yapın. Böylelikle bebeğiniz hem yorulacak hem de rahatlayarak uykuya hazır hale gelecektir.
  2. Çocuğunuzu mümkün olduğu kadar aynı saatlerde ve aynı odada uyutmaya özen gösterin.
  3. Bebeğinizin gece ve gündüz ayırımını öğrenebilmesi için, gündüzleri uyku aralarında bebeğiniz ile konuşup oyunlar oynayın. Geceleri ise uyandığında bebeğiniz ile oyun oynamayın ya da konuşmayın.
  4. Dış uyaranlara karşı bebeğinizi doğduğu andan itibaren alıştırın. Sesli ve ışıklı ortamda büyümeye alışık olan bebek ileride bu uyaranlardan etkilenmeyecektir.
  5. Banyosunu uyumadan önce yaptırın.
  6. Zorda kalmadığınız sürece bebeğinizi sallamayın.
  7. Eğer yatmak istemiyorsa bebeğinizi uyutmak için zorlamayın.
  8. Ağladığında bebeğinizi yatağında yalnız bırakmayın.
  9. Karnı tok, altı temiz olduğu halde bebeğiniz uyumuyor ve geceleri çok sık uyanıp ağlıyorsa idrar yollarında bir problem olup olmadığını kontrol için bebeğinizi bir doktora götürün.
  10. Sevdiği bir oyuncağı bebeğiniz uyurken yanına vererek ona bir uyku arkadaşı edindirebilirsiniz.
Son olarak, bebeğinize uyku düzeni alıştırmak oldukça zorlu ve sabır isteyen bir uğraştır. Bu dönemde oldukça sabırlı ve sakin olmanız bebeğinizin kendisini daha güvende hissetmesi açısından oldukça önemlidir.

Bebekleri Televizyondan Uzak Tutun

Monday, 21 April 2014

Bebekleri televizyondan uzak tutun
Uyumakta güçlük çeken ve sürekli ağlayan bir bebeğiniz mi var? Tam beşiğine koyduğunuzda, gözler açılıyor mu? Ya da gazını çıkarmanıza rağmen, bebeğinizin nedensiz ağladığı oluyor mu? İşte bu ve bunun gibi sıkıntılar, bebeğinizin sonrasında yaşayabileceği olası başka problemlerin habercisi olabilir.


Bu yazımda sizlere geçenlerde bir tıp makalesinde dikkatimi çeken, bu konuyla ilgili bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum. Yazıda hareketli, sürekli ağlayan ve uykuya dalma problemleri yaşayan bebeklerin, sonrasında geliştirdikleri televizyon ve video izleme alışkanlıklarından bahsediyordu.

Uzmanlara göre, yukarıdaki sıkıntıları çeken bebeklerin, sonrasında ciddi bir televizyon ve video izleme alışkanlıkları oluşuyormuş. Bu bebekler yaklaşık 2 yaşına geldiğinde, bebeklik dönemi nispeten daha sıkıntısız geçenlere göre daha fazla  "izleme" eğilimine giriyorlarmış.

Yapılan araştırmalara göre, sıkıntılı bebekler diğerlerine oranlar günde 9 dakika kadar daha fazla televizyon başında beklerlermiş, bu her ne kadar az bir zaman gibi görünse de, 2 yaşından sonra yavaş yavaş gelişen alışkanlıklar tablosuna baktığınızda, sonrasında ciddi bir problemle karşılaşabilirsiniz.

İşte bu noktada 2 yaşına kadar bebeklerinizi, televizyondan ve diğer eğlence araçlarından olabildiğince uzak tutmalısınız. Uzmanların özellikle vurguladığı, bebeklerin özellikle ilk yıllarda beyin gelişiminin çok hızlı gerçekleştiği ve bu noktadan sonra bu yaş grubunun televizyon yoluyla değil, ikili iletişimler aracılığı ile iletişim becerilerini geliştirmeleri gerektiğinin önemi.

Daha da ciddi olan, çok fazla televizyon önünde olan bu yaş grubunun ileride öğrenme ve konuşma zorlukları bile çekebileceği. İşte bu sebeplerden dolayı, bırakın çocuklarınız dokunarak, konuşarak, iletişim kurarak öğrensin. Tabi ki yaratıcı, öğretici yayınların çocukların zihin gelişiminde önemi yok sayılamaz ama siz yine de televizyon önünde geçirilen vakti minimum seviyeye indirmeye gayret edin.

Yeni Doğan Bebekler ve Bilinmesi Gerekenler

Saturday, 12 April 2014

Yeni doğan bebeklerde her şeyi çok ciddiye almayın, geçecektir.....
Yeni anne baba olmuş, ilk çocuğunu kucağına yeni almış ebeveynler için, bebeklerinin yaptığı her yeni davranış bir bilmece halini alabilir. Daha önce tecrübesi olmayan anne ve babanın, bebeklerinin yaptıkları davranışların normal olup olmadığı konusunda tereddüt yaşaması çok doğaldır. İşte yeni doğan bebeklerde görülmesi normal olan ve korkmaya gerek olmayan davranışlardan bazıları :

  1. Yeni doğan bebeklerin göğüslerinde şişlikler olabilir. Hatta bu şişliklerden bazen süt gelmesi bile normaldir. Bu süte halk dilinde 'Cadı Sütü' denilmektedir. Anne baba böyle bir durumla karşılaştığı zaman bebeğin göğüslerine masaj yapmamalıdır, çünkü masaj yapmak şişliklerin iyileşmesini geciktirebilir.
  2. Yeni doğan bebeklerin vücutlarında kırmızı döküntüler olması gayet normaldir. Bu kırmızı döküntüler sağlıklı bebeklerde görülür ve zamanla kendiliğinden geçer.
  3. Uykuya dalmak üzere olduğunuz sırada sıçramanıza neden olan ve uyku miyoklonisi adı verilen irkilmelerin yeni doğan bebeğinizde sık görülmesi de normal bir durumdur. Bebeklerde beyin, vücut hareketlerinde etkili olmaya başladıkça bu durum kendiliğinden azalacaktır.
  4. Bebeğinizin vücudunun çeşitli bölgelerinde morluklar görülmesi de normal bir durumdur. Özellikle poposunda ve kuyruk sokumunda yoğun olarak görülen bu morluklara 'Mongol Lekesi' adı verilir ve bebek büyüdükçe bu morluklar kaybolur.
  5. Yeni doğan bebekler için oda sıcaklığının nasıl olacağı da anne ve baba için merak konusudur. Doktorlar genellikle bebeklerin giysisi konusunda, büyüklerin giydiği kıyafetten bir kat fazla olmasının bebekler için yeterli olduğunu söylemektedir. Oda sıcaklığının ise 21-23 derece arasında olması yeterli olacaktır. Çok fazla sıcak ortam ve üst üste giydirilmiş kıyafetler bebeğin huzursuz olmasına neden olacaktır.
  6. Bebeğinizin ilk banyosuna gelince, doğumdan 3-4 gün sonra ilk banyosu yaptırılabilir. Hastaneden çıkmadan evvel göbek bağı düşmeden bebeğe banyo yaptırılmaması gerektiği söylenmektedir. Fakat göbek bağının temizliğine dikkat edildiği sürece banyo yaptırılmasında sakınca yoktur. Dilerseniz bebeğinize her gün de banyo yaptırabilirsiniz. Fakat her gün banyo yaptırmayı seçtiğinizde her gün şampuan kullanmayın. Her gün şampuan kullanmak bebeğinizin cildinin kurumasına ve döküntüler oluşmasına neden olabilir.
  7. Bebeğinizin ilk zamanlarda ayaklarını karnına çeker uyuması da normal bir durumdur. Anne karnındaki pozisyonu bu şekilde olduğu için bebekler ilk zamanlarda bu şekilde uyumak istemektedir.
  8. İlk doğduğu zamanlarda göz kasları tam gelişmediği için bebeklerin şaşı bakması normal bir durumdur. İlk 3 aydan sonra şaşı bakma düzelmezse bebeğinizi bir göz doktoruna götürmelisiniz.

Meme Başı Çatlakları ve Tedavisi

Tuesday, 8 April 2014

Hemen hemen emziren tüm annelerde rastlanmakta olan meme başı çatlakları, emzirmeye yeni başlanan dönemde görülebileceği gibi emzirmenin sonraki dönemlerinde de görülebilir. Bu çatlaklar ilerlediği takdirde anneye çok fazla acı vermekte, hatta ilerlediği takdirde annenin bebeğini etkin bir şekilde emzirmesini engelleyebilmekte bu da bebeğin yetersiz beslenmesine neden olmaktadır.

Bebekle temas çok önemlidir.
Meme başı çatlakları neden oluşur diye bakacak olursak, en baştaki neden annenin hatalı emzirme pozisyonudur. Yeni emzirmeye başlayan annelerin bir çoğu bebeğine alışma evresinde ve emzirmeyi öğrenme aşamasında bebeklerini hatalı bir şekilde tutmakta ve meme başını bebeklerinin ağzına doğru yerleştirememektedir. Annenin bebeğe sadece meme ucu yerine, hamilelik süresince kahverengi bir görünüme bürünen areola (meme ucu etrafındaki kahverengi halka) ile birlikte memesini vermesi gerekir. Doğru emzirme tekniğinin nasıl olduğunu şu şekilde söyleyebiliriz ; bebeğin başı ve vücudu aynı doğrultuda olmalı, bebeğin burnu meme başının hizasında olacak şekilde anneye bakmalı, anne ve bebek vücudu birbirine yakın olmalıdır.

Meme başı çatlaklarının tedavisi :

Meme başı çatlakları için en önemli nokta, bu çatlakları oluşmadan engellemektir. Bunun için gebeliğin 8. ayından itibaren memeyi emzirmeye hazırlamalı, göğüse masaj yapılmalı ve lanolin içeren kremler ile meme başına bakım yapılmalıdır. Fakat yine de çatlak oluşumunu engelleyemiyorsanız; 
  1. Meme başı uçları ılık su ile silinmeli ve hava alacak şekilde kurutulmalıdır.
  2. En önemlisi bebek doğru emzirme pozisyonunda tutulmalıdır.
  3. Emzirme süresi 20 dakikadan fazla olmamalıdır.
  4. Bebeği her beslediğinizde bir göğüsün tamamı boşaltılmalı, yeniden emzirmeye başlanıldığında boşaltılmayan memeden başlanmalıdır.
  5. Emzirme sonrasında annenin kendi sütünü meme başına sürmesi ve kendiliğinden kurumasını beklemesi çatlaklar için tedavi edici olacaktır.
  6. E Vitamini kapsülü ile meme ucuna masaj yapabilirsiniz.
  7. İçerisinde lanolin bulunan kremlerden kullanabilirsiniz.
  8. Meme başının hijyenine dikkat etmelisiniz. Göğüs pedi kullanıyorsanız sık sık değiştirmelisiniz.
  9. Meme başını temizlerken alkol ya da sabun gibi maddeler kullanmamalısınız. Çünkü bu maddeler meme ucunuzun daha da kurumasına neden olacaktır.
  10. Eğer ağrılarınız çok şiddetli ise doktorunuzun önerdiği ağrı kesicilerden kullanabilirsiniz.

Bebeklerde Gaz Problemi ve Çözümleri

Saturday, 1 March 2014

Tavsiyelere uyun, sıkıntıyı en aza indirin.
Yeni anne ve baba olanların en büyük problemlerinin başında bebeklerinin gaz problemi gelir. Bebeklerde gaz problemi, tıp dilinde kolik diye adlandırılır ve genellikle 3 haftalık- 4 aylık bebekler arasında görülür ve ağlama nöbetleri şeklinde gerçekleşir.

Gaz probleminin en büyük nedeni dünyaya gözlerini yeni açmış bebeğinizin henüz sindirim sisteminin gelişimini tamamlamamış olmasıdır. Gaz sancısı hemen her bebekte orta veya hafif şiddette görülmektedir.



Bebeklerde gaz sancısının nedenleri nedir diye bakacak olursak, yukarıda da belirttiğimiz gibi gelişimini tamamlamayan sindirim sistemi en başta yer alır. Bunun yanında,
  • Anne sütü alan bebeklerde, annenin yediklerine karşı olan alerji
  • Mama ile beslenen bebeklerde mamanın içeriğine karşı alerji
  • Bebeğin karnı doyurulduktan sonra gazın çıkarılmamasına bağlı gaz birikimi
  • Bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler
  • Bebeği beslerken doğru pozisyonda tutmamaya bağlı gelişen hava yutma
gibi nedenler sayılabilmektedir. Bunlar tahmin edilen nedenler olmakla birlikte, koliğin asıl nedeni tam olarak bilinememektedir.

Gaz problemi karşısında yapılabilecekler :

  1. Annenin kendisine gaz yapan yiyeceklerden uzak durması gerekir. Çünkü anneye gaz yapan her gıda süt yoluyla bebeğe de geçip gaz olmasına neden olacaktır.
  2. Bebeğinizi mümkün olduğu kadar anne sütü ile besleyin. Çünkü anne sütü en doğal ve sindirilmesi en kolay gıdadır.
  3. Rezene çayı için. Rezene anne sütünün artmasına da yardımcı olmaktadır.
  4. Emzirme saatlerinizi minimum 2 saat olarak ayarlayın.
  5. Eğer biberon kullanıyorsanız, biberon başlığının bebeğinizin ayına uygun, biberonun ise hava kaçırmayan biberonlardan olmasına dikkat edin.
  6. Biberonda mama hazırlarken su ve mamayı koyduktan sonra ağzını kapatıp çalkalamak yerine, ağzını kapatmadan bir kaşık yardımı ile karıştırıp ağzını kapatmak daha az gaz olmasına neden olacaktır.
  7. Her emzirmeden sonra bebeğinizin gazını mutlaka çıkarın.
  8. Gaz sancılarının başladığı saatlerden önce bebeğe ılık bir banyo yaptırmak ve masaj yapmak, bebeğinizi rahatlatacaktır.
  9. Bebeğin karnını ve ayaklarını sıcak tutmak için ılık bezlerden koyabilirsiniz.

Gebelikte Antibiyotik Kullanımı

Monday, 3 February 2014

Gebelik döneminde ilaç kullanımına dikkat!
Gebelik dönemi 40 hafta süren bir serüvendir. Başlangıcından bitimine kadar anne adayının hayatını etkileyen, kimi zaman ise kısıtlayan bu dönemde, normalde rahatça yapılabilen çoğu davranış, yapılamamakta ve anne adayının çok dikkatli olması gerekmektedir. Bunlardan bir tanesi de hamilelikte antibiyotik kullanımıdır.
Gebelik süresi boyunca anne adayının vücut direnci daha azalacağı için, vücutta enfeksiyon gelişme riski daha fazla oluşur. Bu da anne adayının daha hızlı hasta olmasına ve ilaç kullanmasına neden olabilir. Yani, gebelik döneminde başlayan bir enfeksiyon daha hızlı yayılarak anne adayının ve bebeğinin sağlığını da etkileyecektir. Böyle bir durumda antibiyotik kullanılması zorunlu hale gelebilir. Anne adayı bir doktora başvurarak kendisine önerilen en uygun ilacı alarak kullanmaya başlamalıdır. Gebelikte kullanılan antibiyotikler, ABD'de de ilaç kullanımı konusunda yetkili olan FDA ( Food and Drug Administration ) 5 sınıfta toparlanmıştır. Bunlar :
  1. Sınıf A : Bebek için herhangi bir risk taşımayan gruptur.
  2. Sınıf B : Hayvanlar üzerinde bir çalışma yapıldığında bebeğe karşı bir zararı görülmemiş fakat insanlar üzerinde herhangi bir çalışmanın yapılmadığı gruptur.
  3. Sınıf C : Yine sadece hayvanlar üzerinde çalışma yapılan, insanlar üzerinde herhangi bir çalışması bulunmayan ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmada fetusun zarar gördüğü gruptur.
  4. Sınıf D : İnsanlarda fetusa zarar veren etkilerin görüldüğü, ancak bu etkilerin anne sağlığı için göz ardı edildiği gruptur.
  5. Sınıf X : İnsanlarda fetusa zarar veren etkilerin görüldüğü ancak bu etkilerin anne sağlığı için göz ardı edilmediği gruptur.
Gebelikte ilaç kullanımı, anne adayının çekindiği bir durumdur. Fakat mecbur kalınan durumlarda, kendi sağlığı ve bebeğinin sağlığını etkileyen durumlarda, doktor kontrolünde ilaç kullanımı zaruri bir hale gelebilir. Gebelik döneminde anne adayının en sık karşılaştığı enfeksiyonlar arasında, idrar yolu enfeksiyonu, solunum yolu enfeksiyonu, diş tedavileri ve sinüzit gibi enfeksiyonlar sayılabilir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu tedavisi için, bu linke tıklayarak yazımıza ulaşabilirsiniz.

Gebelikte antibiyotik kullanılırken dikkat edilmesi gereken hususlar :
  1. Anne adayının kullanmak zorunda olduğu ilaç mutlaka bir hekim tarafından önerilmelidir ve anne adayı ilaç kullandığı sırada mutlaka doktor kontrolü altında olmalıdır.
  2. İlaç kullanma sebebi, ilacın kullanıldığı gebelik haftası ve ilacın dozu en önemli kriterler arasında yer almaktadır.
  3. Bazı antibiyotikler, bazı vitaminlerin emilimini azaltacağı için anne adayı emilimi azalan vitaminlerin telafisini gerçekleştirmelidir.
Gebelikte kullanılabilecek güvenli antibiyotikler :
  1. Penisilin
  2. Klindamisin
  3. Sefalosporin
  4. Metranidazol
  5. Makrolidler
  6. Nitrofurantoin

Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu

Friday, 24 January 2014

İdrar yolu enfeksiyonları normal zamanda da çok görülen bir rahatsızlık olmakla birlikte, gebelik döneminde de bayanların en sık karşılaştığı problemler arasında görülmektedir. Hamile olan bayanlarda hamile olmayan bayanlara göre idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülür. Hamilelikte idrar yolları enfeksiyonlarının daha fazla görülmesinin nedeni, böbreklerde üretilen idrarı mesaneye taşıyan üreterlerde genişleme olması ve bu genişlemenin doğuma kadar devam etmesidir.

Bol sıvı tüketmeye özen gösterin!
Vücutta salgılanan hormonlara bağlı olarak tüm düz kaslarda gevşeme meydana gelir. Bu gevşeme idrar yollarındaki kaslarda da meydana gelir ve bunun sonucunda idrar akım hızında yavaşlama meydana gelir.

Gebelik döneminde idrar yolları enfeksiyonları 7. haftadan sonra idrar yollarında meydana gelen farklılaşmalar ile birlikte, görülmeye başlar. Bu süreç doğum yapana kadar devam eder. İdrar vücuttaki atık maddelerin dışarıya atılmasını sağlamakla birlikte, kendisi mikrop içermeyen steril bir sıvıdır. İdrar yollarında enfeksiyon oluşabilmesi için, mikropların idrar yolları içine girip burada birikmesi ve çoğalması gerekir.

Eğer mesanede idrar varsa bu, mikroplar için uygun üreme ortamı yaratır. Gebelik döneminde vücuttaki enfeksiyonlar daha hızlı gelişir ve normal dönemlere göre daha ciddi sorunlara neden olabilir. İdrar yolları enfeksiyonları da erken dönemde fark edilip, tedavi edilmediği takdirde erken doğuma neden olabilir. Rutin kontrollerine devam eden bir anne adayının doktoru yapılan testlerde ve anne adayının şikayetleri doğrultusunda enfeksiyon ile ilgili bir sıkıntı olabileceğini fark edebilir. Ama bununla birlikte anne adayı da aşağıdaki belirtileri fark ettiğinde gün geciktirmeden doktora başvurmalıdır.

İdrar Yolları Enfeksiyonlarının Belirtileri : 

  • İdrar yaparken yanma ve acıma hissetme. 
  • Sık idrara çıkma isteği. 
  • Nadiren görülmekle birlikte idrarda kan görülmesi. 
  • Kasıklarda ağrı.
  • İdrarı tam yapamama.
Gebelikte idrar yolları enfeksiyonları tedavisi, genellikle antibiyotik yardımı ile yapılmaktadır. Erken dönemde teşhis edilen ve antibiyotik tedavisine başlanılan enfeksiyonlarda kısa sürede kesin sonuçlar alınabilmektedir.

 Gebelerin Dikkat Etmesi Gereken Önemli Noktalar : 

  •  Sık su içilmelidir. 
  •  İdrara çıkıldıktan sonra temizliğe dikkat edilmelidir.
  •  İdrar sonrası temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.  
  •  Dikkatli beslenilmelidir. 
  •  İdrar tutulmamalıdır. 
  •  Kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durulmalıdır.

Gebelikte Sigara Tüketimi

Tuesday, 7 January 2014

Sigara İçmek Sağlığa Zararlıdır
Sigara tüketimi ve buna bağlı olarak oluşan sağlık problemleri evrensel bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Sigara dumanının içerisinde bulunan zift, nikotin, kurşun, karbon monoksit ve diğer birçok zehirli madde direk olarak üst solunum yollarına geçmektedir. Daha sonra kana vetüm organlara yayılan duman, başta kalp ve damar sistemi olmak üzere vücudun tüm organlarına zarar vermektedir.

Günümüzde sigaranın neden olduğu hastalıklar dışında aslında sigara tüketiminin de bir hastalık olduğu tespit edilmiştir. Sigara bağımlısı olan bayanların % 50-70 oranında olan bölümünün gebe kaldıktan sonra da sigara tüketmeye devam ettikleri yapılan istatistikler ile belirlenmiştir. Normal bir insan tükettiğinde bile vücuda son derece zararı olan sigaranın hamilelikte tüketildiği zaman zararı anneye ve bebeğe zararları şeklinde olmak üzere ikiye katlanmaktadır.

Gebelikte sigara tüketimin anneye zararları :

  1. Akciğerler daraldığı için akciğere daha az oksijen girmesine neden olur. Bu da hamileliğin ilerleyen dönemlerinde başlayan nefes alma sıkıntısının daha fazla olmasına neden olur.
  2. Hamilelikte görülmesi muhtemel bulantı ve kusmaların artmasına neden olur.
  3. Nabzın daha hızlı atmasına neden olur.
  4. Damarları daraltarak tansiyonu yükseltir.
  5. Tat alma duygusunun azalmasına ve iştahsızlığa neden olur.
  6. Çabuk yorulmalara yol açar.

Hamilelikte sigara tüketiminin bebeğe zararları :

  1. Düşük riski ve erken doğum riskini artırır.
  2. Su kesesinin erken açılmasına neden olur. Böylece bebek gelişimini tamamlayamadan doğum kanalına düşer.
  3. Bebeğe yeterli miktarda oksijen gitmeyeceği için bebeğin beslenmesinde olumsuzluklar meydana gelmekte ve bebek yeterince gelişememektedir.
  4. Sigara içerek zehirli maddelerin bünyesine girmesine neden olan anne adayı bu zehirleri kan yolu ile bebeğe de dolaylı şekilde aktarmaktadır.
  5. Bebeğin yeni doğan döneminde ölme riskini artırır.
  6. Doğum sonrasında bebekte görülebilecek hastalık sayısının artmasına neden olur.
  7. Bebekte pnomoni ve bronşit görülme olasılığı artar.

Meme İltihabı ve Tedavisi

Monday, 30 December 2013

Meme iltihabı yani tıp dilinde bilinen adı ile mastit, hormanal bakımdan en aktif dönem olan 18-50 yaş aralığı arasında görülen meme hastalıklarından bir tanesidir. Meme de enfeksiyon ya da iltihap şeklinde kendisini gösterir. Emzirme döneminde veya bebeği sütten kesme döneminde en sık görülmekle birlikte bu dönemler dışında da görülme olasılığı çok fazladır. Fakat iki ayrı dönem olan bu dönemlerde oluşma nedenleri farklılık göstermektedir. Biz bu yazıda emzirme dönemimde görülen meme iltihapları hakkında bilgi vereceğiz.

Emzirme döneminde memede görülen enfeksiyonlardan bir tanesi olan meme iltihabı, en sık doğumdan sonraki 3 ay içerisinde görülür. Vücut direncinin azaldığı bu dönemlerde, meme balında bir çatlak veya ciltte meydana gelen bir sıyrık bakterilerin içeri girmesine ve enfeksiyon yaratmasına neden olur. Bakterilerin girmiş olduğu meme içerisindeki süt bezleri boşalmıyorsa, bakteriler için daha fazla yaşam alanı oluşur ve enfeksiyon ciddi boyutlara ulaşabilir.

Meme İltihabı Belirtileri Nelerdir :

  1. Memede meydana gelen ağrı, kızarıklık veya şişlik
  2. Memede meydana gelen hassasiyet
  3. Meme ucunda meydana gelen akıntı, iltihap
  4. Koltuk altı bezlerinde şişme
  5. Memede ele gelen kitle.
  6. Üşüme ve titreme
  7. Grip benzeri yaşanan ağrılar
Süt vermeye yeni başlayan anneler ilk başlarda yaşadıkları bu rahatsızlıkların nedeninin meme iltihabı olduğunu anlamayabilirler. Fakat dikkat edilmediği takdirde bu enfeksiyon ciddi göğüs hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Ayrıca meme kanserine çok benzeyen belirtiler yaşandığı için, eğer memede kanser riski varsa bu saptanamayabilir.

Meme İltihabı Tedavisi :

Anne yukarıda yazmış olduğumuz belirtilerden birini ya da birkaç tanesini yaşadığı zaman hemen doktoru ile iletişime geçmelidir. Doktor tedavi şekline hastalığın hangi aşamada olduğuna göre karar verecektir. Doktor antibiyotik tedavisine başlayabilir. Fakat antibiyotik tedavisine başlanılmasına rağmen sonuç vermeyen hastalıklarda süt kanallarının boşaltılması sağlanabilir. İleri aşamalarda olan iltihaplar içinse cerrahi müdahale gerekebilir.

Meme İltihabını Engellemek İçin Yapılması Gerekenler :

Mastit adı ile de bilinen iltihap, yeni doğum yapmış anneler için ciddi bir endişe konusu oluşturmaktadır. Alınacak bazı basit önlemler iltihap oluşmasını ve iltihabın derecesinin artmasını engelleyebilir.

1.      Doğum yaptıktan sonra bol bol dinlenmeye özen gösterin. Bebeğinizin uyuduğu her süre zarfında sizde uyumaya çalışın. Çünkü bakteriler vücudun dirençsiz düştüğü zamanlarda daha hızlı çoğalırlar.
2.      Günlük olarak en az 2 litre su için.
3.      Bu süreç esnasında emzirmeye devam edin. Göğsünüzde meydana gelen iltihap hiçbir şekilde bebeğe geçmez. Emzirirken göğsünüz aşırı derecede acısa bile emzirmekten vazgeçmeyin. Çünkü süt kanalları boşalmadığı takdirde enfeksiyon daha ciddi bir boyut kazanacaktır.
4.      Her emzirmenizde memelerinizi sıcak nemli bez ile temizleyin. Ağrılı göğsünüze sıcak nemli bezle kompres uygulayabilirsiniz. Böylelikle ağrınızda azalacaktır.
5.      Emzirerek sütünüzü tamamen boşaltamıyorsanız göğüs pompası yardımı ile sütünüzü tamamen boşaltın.
6.      Doğumdan 2-3 ay önce göğüs kremleri kullanmaya başlayın.


Gebelik Zehirlenmesi ve Belirtileri

Saturday, 23 November 2013

Doktor kontrolleri aksatılmamalı
Gebelik zehirlenmesi, tıp dilinde bilinen adı ile preeklampsi, gebeliğin 20. haftasından sonra meydana gelen ve idrarda protein ve şişlik ile birlikte atılan hipertansiyondur (yüksek kan basıncıdır). İdrarda protein atımı gebenin gün içerisinde az sıvı tüketmesi ile de görülebilir. Bu yüzden gebelik zehirlenmesinden bahsedebilmek için yüksek kan basıncı yani hipertansiyon ve ödemin de görülmesi gerekir.

Gebelik zehirlenmesi annenin ve bebeğin sağlığını ciddi anlamda tehdit eden gebelik komplikasyonlarından bir tanesidir. Bu yüzden hafife alınmaması ve fark edildiği anda kontrol altına alınması gerekir. Düzenli kontrole giden anne adayları gerekli testleri rutin bir şekilde yaptırdığı için bu tehdidi en kısa sürede fark edip, gerekli tedaviye başlayabilirler. Fakat düzenli kontrole gitmeyen anne adaylarında bu durumun erken fark edilmesi söz konusu olmayabilir.

Preeklampsi hızlı, orta ve şiddetli olarak 3 gruba ayrılır. Ağır yani şiddetli preeklampsi nadir görülen çeşididir. Hafif ve orta şiddetli görülen çeşitleri ise en fazla görülen çeşitlerindendir. Şiddeti ne olursa olsun anne adayında gebelik zehirlenmesi fark edildiği anda doktorunun hemen tedaviye başlaması gerekir.

Gebelik zehirlenmesinin belirtileri 

  1. İdrarda protein kaybına bağlı olarak vücutta oluşan ödem.
  2. Sabahları uyandığınızda yüzde ve göz kapaklarında meydana gelen şişlikler.
  3. Ellerde ve ayaklarda meydana gelen şişlikler.
  4. Ağır preeklampsi söz konusu olduğunda anne adayında sara nöbeti geçirildiğinde yaşanan kasılmalara benzer kasılmalar görülebilir.
  5. Hafif ve orta şiddetli preeklamsi çoğu zaman hiçbir belirti göstermez. Anne adayı rutin kontrolüne gittiği zaman doktoru tarafından fark edilebilir.
Gebelik zehirlenmesi yaşadığında ve bebeğin durumu nedir diye bakacak olursak ; bebekte karşılaşılan en büyük problem gelişim geriliğidir. Gebelik zehirlenmesi yaşayan annelerde erken doğum riski daha fazla görülür.

Emzirme Döneminde Beslenme

Friday, 1 November 2013

Her anne doğum yaptıktan sonra bebeğini anne sütü ile beslemek ister. Çünkü bebek sağlığı için en etkili besin kesinlikle anne sütüdür. Sağlıklı bünyeye sahip olan bir anne günlük olarak 700-800 ml süt salgılamaktadır. Emzirme döneminde annenin süt salgılaması, vücudunun normalden daha fazla protein, kalsiyum, enerji, vitamin ve mineral almasını gerektirmektedir. Anne bu gereklilikleri yerine getirmediği takdirde gerekli vitaminler ve enerji annenin vücudundaki depodan karşılanacak bu da anne sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir.

Hamilelik döneminde alınan kiloların büyük bir kısmı emzirme döneminde verilmektedir. Uzmanlar ortalama olarak 9-12 kg. arası kilo alan bir annenin, emzirme döneminde beslenmesine dikkat ettiği ve etkin bir emzirme sayesinde ortalama olarak 6 ay içerisinde eski kilosuna kavuştuğunu söylemektedirler. Hamilelik sırasında alınan fazla kilolardan hemen kurtulmak endişesi ve bu anlamda yapılan hızlı kilo verdiren düşük kalorili diyetler süt verimini ve anne sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir.

Doğumdan hemen sonra anne sütünün hemen gelmemesi anneyi endişelendirebilir. Anne bebeğine yetersiz olduğunu düşünerek, sütünün çoğalması için yanlış bir beslenme yöntemi seçebilir. Fakat doğumdan sonra sütün hemen gelmesi için veya süt veriminin artması için aşırı yağlı, şekerli yiyecekler tüketen anne emzirme döneminde kilo vermek yerine aksine kilo almaya başlayabilir.

Emzirme döneminde beslenmede dikkat edilecek hususlar :

  1. Yeterli miktarda protein alınmalıdır.
  2. Günde 2,5 - 3 litre su tüketin. Su süt verimi için en önemli besindir.
  3. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  4. Canınız tatlı yemek istediğinde bu ihtiyacınızı sütlü tatlılar ya da meyve ile karşılamaya çalışın.
  5. B12 vitamini süt verimliliği için çok önemlidir. Bu yüzden haftada 2 kere balık tüketmeye çalışın.
  6. Bebek her ağladığında emzirin. Sık sık emzirmek süt bezlerini uyararak süt veriminin artmasına yardımcı olacaktır.
  7. Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar emzirme dönemimde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzden bol bol yeşil yapraklı sebze tüketin.
  8. Emzirme döneminde ortalama olarak 6 ayda, anne eski kilosuna kavuşacağı için, beslenmeyi olumsuz yönde etkileyecek diyetlerden uzak durmalı, kilo verme endişesine kapılmamalıdır.
  9. Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekir.

Doğum çantası hazırlığı

Wednesday, 30 October 2013

9 ay bekledikten sonra heyecanlı gün gelip çattı. Doğuma giderken mutlaka aile bireylerini bir heyecan sarar. Hastaneye giderken nelerin götürüleceği, hazırladığınız doğum çantasında nelerin olması gerektiği başlı başına bir heyecan yaratabilir. Bu yüzden hastaneye giderken yanınızda götüreceğiniz, içerisinde kendiniz ve bebeğiniz için gerekli olan malzemelerin olacağı doğum çantasını doğumdan önce hazırlamak sizin için avantaj olacaktır. Doğum çantası hazırlığına başlamadan önce, doğumu gerçekleştireceğiniz hastane ile konuşup, hastaneden edinebileceğiniz eksikleri öğrenmeniz, çantanızın gereksiz kalabalığını gidermek açısından önemlidir. Şimdi gelelim asıl önemli meseleye...

Doğum çantasında bulunması gerekenler :

  1. Toplamda 3 adet gecelik veya pijama takımı. Gecelik seçiminde ön kısmı yaprak gibi açılan ve altı oldukça geniş olan lohusa geceliklerinden seçmek, emzirirken ve ameliyattan sonra son derece rahat etmenizi sağlar. Pijama tercih edecek olursanız yine emzirirken rahat edebilmek için ön kısmı düğmeli pijamalardan alabilirsiniz.
  2. Geceliğinizin ya da pijamanızın üzerine giymek için sabahlık.
  3. Çorap ve hastanede giyebileceğiniz rahat bir terlik.
  4. Doğum sonrası kanamalar için hasta bezi ve 1 paket hijyenik kadın pedi.
  5. Alabildiğiniz kadar çok iç çamaşırı. ( lohusalar için olanlardan tercih etmeniz sağlıklı olacaktır. )
  6. 1-2 adet emzirme sütyeni.
  7. Islak mendil ve kağıt havlu.
  8. Diş fırçası, sabun, tarak, küçük el aynası ve makyaj malzemesi gibi özel eşyalar.
  9. Hastaneden çıkarken giymek için günlük kıyafet. Bu kıyafetlerinde hamilelikte giydiğiniz kıyafetler gibi hatta daha bol olması sizin için avantaj olacaktır.
  10. Fotoğraf makinesi ve kamera.

Bebeğiniz İçin :

  1. 1 paket yeni doğan bebek bezi.
  2. 1 takım hastane çıkışı set.
  3. 2-3 adet zıbın.
  4. 2-3 adet patikli alt.
  5. 2-3 adet bere ve çorap.
  6. 2-3 adet çıtçıtlı badi.
  7. 2-3 adet ağız silmek için mendil.
  8. Battaniye. 1 adet kalın 1 adet ince olmak üzere 2 adet.
  9. Bebeğinizi taşımak için puset.
  10. 2 adet bebek önlüğü.
  11. 2-3 adet bebek havlusu ( küçük olanlardan ).
  12. Kirli torbası.

Yeni Doğan Sarılığı

Tuesday, 22 October 2013

Dokuz ay karnınızda taşırken bile ya bir şey olursa diye düşünüp, her türlü hastalıktan sakındığınız bebeğinizin doğduğunda sarılık olduğunu duymak elbette çok üzücü bir durumdur. Bu tür bir durum ile karşılaştığınızda neler yapacağınzı ve tedavisinin ne olduğunu bilmek çok önemli. Bu yazıda size yeni doğan sarılığı olarak bilinen hastalık hakkında bilgiler vereceğiz.

Yeni Doğan Sarılığı Nedir ?


İnsan rengine sarı rengini veren bilirubin isimli maddenin kandaki seviyesi yükseldiği zaman sarılık ismi verdiğimiz hastalık oluşur. Bilirubin isimli madde bebeğe, bebek daha anne karnında iken plasenta kanalı ile geçer ve yeni doğan bebeklerin ciğerlerinin bu maddeyi dışarı atmakta yetersiz kalmasından dolayı, birçoğunda bu hastalık görülür. (İstatistiklere göre erken doğan bebeklerin % 80 'ninde zamanında doğan bebeklerin ise % 60 gibi bir oranında sarılık görülmektedir). Atılamayan bilirubin maddesi kan ve dokularda birikerek cilde ve göz aklarına sarı bir renk verir.

Yeni Doğan Sarılığının Belirtileri Nelerdir ?

Hastalığın belirtileri, bilirubin maddesinin kanda bulunan oranına göre farklılıklar göstermektedir. Ama maddeler halinde toplayacak olursak ;
  1. Baş ve boyun bölgesinde meydana gelen sararmalar
  2. Gövdenin üst bölümünde meydana gelen sararmalar
  3. Gövdenin alt kısmında meydana gelen sararmalar
  4. Kol ve bacaklarda meydana gelen sararmalar
  5. Bacaklarda ve ayaklarda meydana gelen sararmalar
  6. Göz akında meydana gelen sararmalar

Yeni Doğan Sarılığının Tedavisi :

Bebeklerin doğumundan yaklaşık olarak 2-3 gün sonra ortaya çıkan bu hastalık genellikle 1 hafta 10 gün içerisinde kendiliğinden iyileşir. Bebeğin erken doğmuş olması ve hastalık belirtilerinin yüksek olması iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir. Bebeğin tedavi süresi boyunca iyi beslenmesi bilirubin maddesinin gayta ile atılmasın açısından önemlidir. Ciddi bir tehlike riski taşımasa da sarılık olmuş bir bebeğin doktor kontrolünde olması son derece önemlidir.

Yeni doğan sarılığı ayrıca fizyolojik sarılık olarak da bilinir. Fizyolojik sarılık dışında bebeklerde görülme olasılığı bulunan iki tür sarılık daha bulunmaktadır.

Anne Sütü Sarılığı :

anne sütünde bulunan bir maddenin bazı bebeklerde bilirubin miktarını artırması ile meydana gelen hastalık türüdür. Ciddi bir zararı olmayan bu sarılık türü, fizyolojik sarılıktan biraz daha geç görülür fakat iyileşme süresi yine 1 hafta ile 10 gün arasında değişebilir. Yine de doktor kontrolü bu sarılık türünde de önemlidir.

Kan Uyuşmazlığı Sarılığı

Anne ve bebeğin kan uyuşmazlığı yaşamasından ötürü meydana gelen bir hastalık türüdür. Annenin kan grubunun (-) bebeğin kan grubunun (+) olduğu durumlarda bu sarılık türü ciddi tehditler oluşturabilir. Normal durumlarda ise bilirubin miktarı yavaş yavaş azalarak kendiliğinden geçer. Diğer hastalık türlerinde olduğu gibi bu sarılık türünde de doktor kontrolü oldukça önemlidir.



Gebelikte demir ihtiyaci

Tuesday, 24 September 2013


Hamile bayanların günlük olarak alması gereken mineral ve vitamin ihtiyaçlarının, normale göre daha fazla olması gerektiğinden, hamilelikte kalsiyum ihtiyacı yazısında bahsetmiştik. Günlük olarak alınması gereken ve hamilelikte en çok eksikliği hissedilen besinlerden bir tanesi de demirdir. Bu yazıda, hamilelikte günlük alınması gereken demir miktarı ne kadardır, yeterli miktarda demir tüketilmediğinde neler olur, demir eksikliğinin sakıncaları hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.
Hamile olsun veya olmasın demirin insan vücudundaki önemi çok büyüktür. Demir, hemoglobin yapımında gerekli olan elementtir. Hemoglobin ise, hücrelere oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki proteine verilen isimdir. Bir bireyin sağlıklı bir dolaşım sistemine sahip olması için olmazsa olmaz element demirdir. Normalde bu kadar önemli bir element olan demir, hamilelikte kan miktarının % 50 artmasından ötürü daha fazla hemoglobine ihtiyaç duyacağınız için hamilelik döneminde önemini ikiye katlar.

Hamilelik döneminde yeterli miktarda demir alınmazsa ne olur ?

Gebelikte artan kan basıncı ile birlikte daha fazla hemoglobine ihtiyaç duyulacağı için anne adayının demir ihtiyacının artacağından bahsetmiştik. Aynı zamanda hamilelik süresi boyunca, özellikle son aylarda, bebeğin doğduktan sonra kullanacağı demir miktarı da anne karnında iken depolandığından, gebelerin demir tüketimine dikkat etmeleri gerekir. Uzmanlar, anne adaylarının yeterli miktarda demir almadığı durumlarda erken doğum ve ölü bebek doğumu riskinin arttığından bahsetmektedirler. Ayrıca demir eksikliği, bebeğin doğduktan sonra kilosunun düşük olmasına da neden olabilmektedir.

Anne adayları yeterli miktarda demir almadıklarında, yorgunluk hissi, saçlarda ve ciltte döküntü, baş dönmesi, sersemlik hissi ve konsantrasyon eksikliği gibi problemler yaşayabilirler.
Ne kadar düzenli beslenilse de hamilelik döneminde anne adayının dışarıdan aldığı demir miktarı kendisine yetmeyeceği için doktorlar, gebeliğin ilk yarısından sonra takviye demir ilaçlarına başlarlar. Kullanılan demir ilaçları anne adayında, her zaman olmasa da, kabızlık, bulantı, mide yanması gibi problemlere neden olabilir.

İçerisinde demir bulunan yiyecekler :

Yumurta sarısı, pekmez, üzüm, kurubaklagiller, ıspanak, fındık, fıstık, susam, karaciğer gibi yiyecekler.
Tükettiğiniz besinlerin içersinde bulunan demirin emilimini artırmak için, yiyeceklerinizi C vitamini ile tüketebilirsiniz. C vitamini demir emiliminin artmasında en yardımcı vitamindir. Ayrıca yemek yerken yanında çay ya da kahve tüketmek demir emilimini azaltacağı için, bu içecekleri yemeklerden an az 1 saat sonra tüketmenizde fayda vardır.

Hamilelikte Kalsiyum İhtiyacı

Friday, 13 September 2013

Sağlıklı beslenmek ve günlük alınması gereken mineral ve vitaminleri düzenli bir şekilde tüketmek sağlıklı bir yaşam için gerekli olan şartların başında gelir. Normal bir yaşantıya sahip olan insan için hangi besinden ne kadar tüketmesi gerektiği, besinlerin günlük vitamin ihtiyacının ne kadarını karşılayabildiği çok önemli bir konu iken, hamilelikte bu önem 2 katına çıkmaktadır.



Hamilelik döneminde olan bir bayanın tüketmesi gereken vitamin ve besin öğeleri miktarı otomatik olarak yukarı çıkmaktadır. Kalsiyum ise normalde de insan vücudu için çok gerekli olmakla birlikte, hamilelikte bu önem iki katına çıkmaktadır.

Kalsiyumun Önemi :

Bilinmesi gereken en önemli nokta, insan vücudunda bulunan kalsiyumun % 99' u kemik ve dişlerde bulunur. Bu yüzden kemik oluşumu ve  diş sağlığı açısından kalsiyumu yeterli miktarda tüketmek çok önemlidir. Özellikle bayanlarda menapoz döneminde görülen kemik erimesinin ( http://www.bilginti.com/2013/02/kemik-erimesinin-osteoporoz-nedenleri.html )en büyük nedenleri arasında kalsiyum eksikliği yer almaktadır. Ayrıca kalsiyum, kas büyümesi, kas gerginliği, enerji üretimi ve kalbin düzenli çalışması açısından da çok önemlidir.

Hamilelikte Kalsiyumun Önemi :

Anne karnında bulunan bebeğin daha doğmadan önce kalsiyum ihtiyacı başlar. Kalsiyumun kemik ve diş oluşumu üzerindeki önemli rolünden yazının başında bahsetmiştik. Anne karnında bulunan bebeğin de güçlü kemik ve dişlere sahip olması için kalsiyuma ihtiyacı vardır ve bebek bu ihtiyacını annenin vücudunda bulunan kalsiyumdan karşılar. Aynı zamanda kalsiyum hem anne adayının hem de bebeğin kalbinin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Hamilelik döneminde kalsiyumun düzenli alınması emzirme döneminin de daha sağlıklı ve verimli olmasına yardımcı olacaktır.
Anne adayı alması gereken günlük kalsiyum miktarını almadığı zaman, bebek kalsiyum ihtiyacını annenin kemiklerinde bulunan depodan karşılayacak bu da ileriki zamanlarda annenin kemiklerinde ağrıya ve kemik erimesi rahatsızlıklarına neden olacaktır.

Günlük Kalsiyum İhtiyacı :

Normalde yetişkin bir insanın alması gereken günlük kalsiyum miktarı ortalama 1000 mg' dır. Bu ihtiyaç hamilelik döneminde 500-600 mg daha artmaktadır. Yani hamile bir bayanın günlük olarak tüketmesi gereken kalsiyum miktarı 1500-1600 mg arasıdır. Hamileliğin son üç ayında ise bebeğin iskelet sistemi oluştuğu için bu orana 300-400 mg daha kalsiyum eklemek gerekir. Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. Hamile bayanların günlük olarak ortalama 2-3 su bardağı süt tüketmeleri gerekmektedir. Fakat bazı gebelerde bulunan laktoz intoleransı rahatsızlığı ya da mide bulantısı şikayeti gebelerin süt tüketimini engelleyebilir. Laktoz intoleransı rahatsızlığı yaşayan gebeler marketlerde bulunan, içerisinde laktoz olmayan sütlerden tüketebilirler. Bunun dışında süt tüketemediğiniz durumlarda günlük olarak büyük bir kase yoğurt yemek, iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir tüketmek, 1 büyük su bardağı ayran içmek de kalsiyum ihtiyacınızın karşılanmasında yardımcı olacaktır.

Anne Sütünü Artırmanın Yolları

Thursday, 16 May 2013

Bebek sahibi olduktan sonra çoğu anne sütünün bebeğe yetip yetmeyeceği konusunda tereddüt yaşar. Kimisinin sütü doğumdan hemen sonra gelebildiği gibi, kimisinin özellikle doğum yöntemi ile ilgili olarak, bu süre birkaç günü bulabiliyor. Doktorlar 6 aya kadar bebeklerin mutlaka anne sütü alması gerektiğinin altını çiziyorlar. Anne sütü ile beslenen bebeklerin 6 aya kadar dışarıdan başka bir besine ihtiyacı olmuyor. Bebeğinizi emzirmek istediğiniz halde sütünüzün az olduğunu ve bebeğinize yetmediğini düşünüyorsanız, bu yazıya bir göz atmanızda fayda var.

Anne sütünün arttırmak için neler yapılabilir?

  1. Sütü arttırmak için yapılacak en önemli şey; bol sıvı almaktır. Uzmanlar sütünüzü arttıracak en temel besinin su olduğunu söylüyorlar. Bol su tüketmenin yanı sıra sıvılı gıdalar (taze sıkılmış meyve suyu ve komposto gibi) tüketmekte sütünüzü arttırmak için faydalı olacaktır. Fakat tükettiğiniz gıdaların çok şekerli olmaması da önemli. Tükettiğiniz gıdaların çok şekerli olması sütünüze değil kilolarınıza ekstra bir fazlalık sağlayacaktır.
  2. Çoğu anne doğumdan sonra fazla kilolarından hemen kurtulmak ister. Bu yüzden yemek yemeyi azaltma yöntemine gidebilir. Ama unutmamanız gereken nokta şudur ki, emzirme sırasında her gün ekstra 500 kalori daha almanız gerekir. Anne en kolay kiloyu bebeğini emzirerek verir. Emzirme döneminde diyet yapmanız vücudunuzun güçsüz kalmasına, bu da sütünüzün azalmasına neden olacaktır.
  3. Annenin bebek doğmadan önce psikolojik olarak kendisini emzirmeye hazırlaması ve emzirme yöntemlerinin nasıl olduğu konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Eğer imkanınız el verirse hamile olduğunuz sürede, hamilelik kurslarına katılın.
  4. Öğünlerinizi tüketirken yanında bol yeşil salata ve su oranı yüksek besinler tüketmeye özen gösterin. Ancak salatalarınızın içine size kilo olarak dönüş yapacak mayonez, salata sosları eklemeyin. Bol limonlu ve içerisine yalnızca 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı ilave edilmiş salatalar tüketin.
  5. Doğumdan sonra 1 saat içinde bebeğinizi emzirin. Sütünüz gelmemiş ise bunu önemsemeyin, emzirme konusunda ısrarcı olun.
  6. İlk doğan bebekler çok sık emmek isterler. Bebeğinizi emzirdikçe sütünüz de artacaktır. Yeni bebekleri 10 dakikalık süreler ile günde 8-10 defa emzirmeye özen gösterin. Emzirdikten sonra ya da emzirmeden önce çocuğunuza mama ya da başka bir gıda vermeyin. Bu bebeğinizin iştahının kapanmasına ve sizi daha az emmesine neden olacaktır.
  7. Bebeğinizi her emzirmeye başladığınızda bir önceki emzirmenizde en son verdiğiniz memeden başlayın.
  8. Stresten ve sıkıntıdan uzak durun. Çünkü anne ne kadar mutlu ve huzurlu olursa sütü de o derece artacaktır.
  9. Geceleri bebeğinizi sık sık emzirin. Geceleri uykudan uyanmanın zorluğu her anne tarafından bilinmektedir. Fakat geceleri bebeğiniz her ağladığında emzirmeniz, bebeğinizin kendisini güvende hissetmesine neden olacaktır.
  10. Bebeğinize illaki mama vermeniz gerekirse bunu biberon ile gerçekleştirmeyin. Çünkü biberonda rahat rahat karnını doyuran bebek, anne sütü az geldiği zaman husursuz olacak ve memeyi emmek istemeyecektir.
  11. Anne sütünü direkt olarak artmasına neden olacak herhangi bir yiyecek yoktur. Annenin düzenli ve sağlıklı beslenmesi sütün artmasına neden olan koşulların başında gelir.

Emziren anne nasıl beslenmeli?

Annenin kendi sağlığı ve bebeğinin sağlığı için düzenli ve yeterli beslenmesi şarttır. Doğum boyunca vücudunuzun depoladığı yağlar, emzirme esnasında enerjiye çevrilir ve kilolarınızdan daha hızlı kurtulmanızı sağlar. Bu yüzden doğum kilolarından kurtulmak için bir diyet programına girmemeniz gerekir. Eğer çok kilolu değilseniz ayda 1 kilo eğer aşırı kilolu iseniz ayda 2 kilo vermek normal kabul edilen değerler arasında.





Beslenme ile ilgili yapılacakları sayacak olursak:

  • Günde 3 litre su için
  • Vücudunuzun kalsiyum gereksinimi artacağı için günde 3 öğün süt ve süt ürünleri tüketmeye özen gösterin. Kalsiyum eksikliğinin ileride, özellikle de menaopoz döneminde, kemik erimesine neden olduğunu unutmayın.
  • Bol bol taze sebze ve meyve tüketin.
  • Protein ihtiyacınız için bol bol kurubaklagil tüketmeye özen gösterin.
  • Hamilelik döneminde olduğu gibi emzirme döneminde de balık tüketmeniz çok önemli. Balık tüketimi, hem sütünüzün artmasını hem de süt kalitenizin yükselmesini sağlayacaktır.
  • Günde 2 bardaktan fazla çay ve kahve tüketiminden, gazlı içecek tüketiminden ve alkolden, emzirdiğiniz süre boyunca uzak durun.
 
Copyright © 2013. Bilginti - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..