Kızıl Tepe (2015) Filmin Konusu

Monday, 7 March 2016

Bana sorarsanız bir filmi izlemeden önce izleyici yorumlarını takip etmeyi bırakın artık. İnanın bunca yıldır binlerce film izleyen birisi olarak birçok filmi sırf bir iki kötü yorum yüzünden izlemediğimi ve seneler sonra o izlemediğim filmleri büyük bir zevkle izlediğimi hatırlıyorum. Bazı izleyiciler izledikleri filmler hakkında yorum yazarken gerçekten çok acımasız olabiliyorlar.

Aynı şekilde IMDb puanlamaları da çoğu zaman çok geçerli olmayabiliyor. Mesela 7 puan üzeri almış bir film, sizi sıkıntıdan öldürebiliyor. Peki ben neden burada oturmuş filmler hakkında yorum yapıyorum? Galiba filmler hakkında yazıp çizmeyi seviyorum......

Her yönetmenin bir taraftar grubu vardır aslında. Bu filmin yönetmeni "Guillermo del Toro" için de aynı şeyler geçerli. Yönetmen onlarca filme imze attı ama ben aşağıya üç isim yazıyorum ki imkanınız varsa bu üç filmi istediğiniz sırada izleyin ve en sonunda Kızıl Tepe (Crimson Peak) filmine bir göz atın. Yönetmenin tarzını iyi bilmek, filmlerden aldığınız tadı artırır. Şimdi gelelim o filmlere ;
  1. Pan's Labyrinth 
  2. The Devil's Backbone 
  3. The Orphanage
crimson peak filmin konusu
Yine bir Guillermo del Toro klasiği......

Kızıl Tepe (2015) Film Detayları 

Süre : 1 saat 59 dakika
Yönetmen : Guillermo del Toro
Tarz: Dram, Fantazi, Korku
IMDb : 6.7 /10

Kızıl Tepe ( Crimson Peak ) Filmin Konusu: 

Açılış sahnesine dikkat edin! Filme sağlam bir giriş. İşte bu sahne aslında yönetmenin annesinin gerçek hayatta tecrübe ettiği bir olayın yansıması. Yazar kendi ağzından şunları söylüyor;
"Annemin büyükannesi vefat etti, ve annem  daha bir çocuktu, yatağında ağlıyordu. Tam o anda annenesinin ipek elbisesiyle koridorda süzüldüğünü hissetti. Parfümünün kokusunu bile aldı. Yatağın yayları gıcırdamaya başlamıştı ve annem sırtında babaennemin ağırlığını hissedebiliyordu. İşte o anda bir çığlık attı ve odayı terk etti. 

Transcendence (Evrim) 2014 Filmin Konusu

Monday, 13 July 2015

Transcendence (Evrim) 2014 Filmin Konusu

Öyle bir yapay zeka düşünün ki insan duygularını, dünya üzerinde var olan bütün bilgi yığınlarıyla birleştirebilsin. Yaptığı onlarca deneyle ses getiren Dr. Will Caster (Johnny Depp) bunu başardı ama birkaç bilim adamının ve bir grup teknoloji karşıtının bildiği bir gerçek vardı. Caster sahip olduğu olağanüstü bilgi ve getirdiği kaçınılmaz güç sayesinde kendisine her birinde kendinden bir parça olan bir ordu kurmuştu bile. O artık kontrolü çok zor bir güç haline gelmişti, istediği bilgilere saniyeden kısa bir sürede ulaşabiliyor, insanlara sonsuzluğu vadediyordu......
Transcendence film konusu
Yapay zeka üzerine güzel bir film, şiddetle tavsiye edilir!

Transcendence (Evrim) 2014 Film Detaylar

IMDb: 6,3 /10 (144.624 izleyici)
Tür: Dram / Bilim Kurgu / Gerilim
Süre: 119 dakika
Oyuncular: Johnny Depp, Rebecca Hall, Morgan Freeman
Yönetmen: Wally Pfister
Yazar: Jack Paglen

Transcendence (Evrim) 2014 orijinal fragmanı;

Gelmiş Geçmiş En İyi Bilim Kurgu, Ex Machina (2015)

Wednesday, 27 May 2015

Ex Machina, sonunu kolay kolay kestiremeyeceğiniz filmlere güzel bir örnek olmuş. Aslında çok basit bir hikayesi olan bu filmin arkasında çok sağlam bir filozofik düşünce yatıyor; “İnsanları insan yapan, bizi diğerlerinden ayıran şey nedir?”

Film boyunca öyle aksiyon dolu sahneler falan beklemeyin. Zaten topu topu 4 karakter (ikisi robot) üzerinde dönüp duruyorsunuz. İşin açıkcası filmi başarılı kılan da yavaş yavaş yükselen tansiyon.

Caleb ile robot arasındaki diyaloglar gerilimi hat safhaya çıkarıyor ve izleyicinin kafasında oluşan olguya yavaş yavaş yön vermeye başlıyor. Işık ve ses oyunlarıyla elde edilen başarı inanılmaz.

ex machina filmin konusu
Bizi, yapay zekalardan ayıran şey nedir?
Alicia Vikander’in canlandırdığı Ava (robot) karakteri bütün takdiri üzerinde toplayacak cinsten. Bir anda kadın kıyafetleri ile ortaya çıktığı anda tamam bu olmuş diyeceğiniz robotlardan bu! Karakterler genel olarak ne kadar basit dursalar da her biri kendi içinde ciddi bir karmaşayı barındırıyor.

Sonuç olarak yazar ve yönetmen Alex Garland, muhteşem bir iş çıkarmış diyebilirim, özellikle de film sektörünün devasa bir çöplüğe döndüğü bu günlerde. Yapay zeka üzerine çekilmiş en iyi filmler arasında ilk beşe aday bu yapıtı kesinlikle dikkate almanızı tavsiye ederim.

Ex Machina (2015) Film Detayları:

Süre: 108 dakika
Tür: Dram, Bilim Kurgu
Yönetmen/Yazar: Alex Garland
Oyuncular: Alicia Vikander, Domhnall Gleeson, Oscar Isaac

Ex Machina (2015) Filmi resmi fragman;

Yıldızlararası (2014)

Sunday, 12 April 2015

Yıldızlararasi (2014) Filmin Konusu

İnanılmaz bir toz bulutu, her yerde meydana gelen kum fırtınaları ve kuraklık. İnsanlar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya... İşte tam bu noktada bir grup uzay kaşifi, insan ırkını tekrar hayata bağlayacak bir çözüm bulurlar ve yola koyulurlar.

Orijinal adı "Interstellar" olan, macera-bilim kurgu tarzındaki bu filmi dün gece izledim. Film epey uzun, önce onu söylemekte yarar var, 169 dakika ve biraz bilimsel kavram yoğunluğu mevcut. Öyle ben çok sıkıya gelemem diyen izleyici hiç başına oturmasın bile...

Bu film neden izlenmeli? 

Şu an için IMDb puanı 8.7/10 olan bu film inanın bana her bir puan zerreciğini sonuna kadar hak ediyor.

Ben hayatımda böylesine şahane görsel efektlere sahip bir uzay filmine tanık olmadım, kendinizi olayların içinde buluyorsunuz bu, iyi bir haber.

Başrolde Matthew McConaughey var, eğer Amerikan dizisi "True Detective" veya 2013 yapımı "Dallas Buyers Club" size bir yerlerden tanıdık geliyorsa, ne demek istediğimi anlarsınız, bu adam tam bir manyak.

Filmin yönetmen koltuğunda Christopher Nolan var. Bu isim özellikle Batman serisinde bütün hünerini zaten gösteriyor.

Bir tekrar filmi değil, yani öncesi ve sonrası yok, taze bir hikaye. Şu anda yaklaşık 74 yaşında olan Kip S. Thorne'nun evrende 'Solucan Delikleri'nin varlığı ve bu yolla zamanda yolculuk teorisinden ilham alınmış.

Kısacası bu film bir başyapıt olmaya aday!

Yıldızlararası (2014), Filmin orijinal fragmanı 

The Atticus Institute (2015)

Saturday, 14 March 2015

The Atticus Institute (2015) Filmin Konusu 

Dr. Henry West, The Atticus ismini koyduğu, bir nevi bilim merkezini 1970'lerin başında kurar ve tek amacı  olağanüstü yetenekleri olan insanları bu enstitüde incelemek ve yeteneklerini doğrulamaktır. Hastaları arasında görülmeyen şeyleri görebilenler de var, telekinetik becerileri sayesinde cisimleri hareket ettirenler de.

Dr. Henry ve ekibi, Judith Winstead adlı hastayı kabul ettikleri anda, filmdeki gerilim de yavaş yavaş yukarı çıkmaya başlıyor. Şeytani bir gücün etkisi altında olan Judith, kontrol edilemeyen bir dizi olağanüstü yeteneğe sahiptir.

Aslında baştan sona hayal ürünü olan bir konunun ve karakterlerin tasvir edildiği bu film, gerçek bir belgeselmiş gibi lanse ediliyor ve bu da genel olarak filme daha korkunç bir atmosfer kazandırıyor.
Film boyunca birilerinin ortaya çıkıp, belli başlı olaylar hakkında yorum yapması ve bu yorumları çeşitli video ve resimlerle desteklenmesi, filme ayrı bir hava katmış. Bir de oyunculuklar harika, herkes elinden gelenin en iyisini yapmış. Özellikle Judith karakterinin, günden güne sertleşen tavırları, ve korkunç ruh hali, etrafındaki insanların çaresizliği ve sinirlerin gerildiği o anlar unutulmaz!

Şimdi ben bu filmi izlesem mi diye soranlara kısa bir cevap vermek istiyorum, korku filmlerinin birbirini tekrarladığı bu dönemde, bir yönetmen  oldukça farklı bir filmle karşımıza çıkmış, bu film izlenir.

Film ile söyleyebileceğim tek kötü şey, bana göre çok keskin biten sonu, daha güzel bir son bu filmi uçururdu........

The Atticus Institute (2015) orjinal fragman


Ölümün ABC'si (2014)

Friday, 20 February 2015

Orijinal adıyla ABC's of Death olarak ilk kez 2012 yılında vizyona giren bu film, izleyicilerine farklı bir tecrübe sundu, değişik bir tarzı vardı ama düşük bütçeliydi ve oyunculuklar vasata çok yakındı. Filmin ikinci versiyonu aslına bakarsanız hem oyunculuk hem de senaryo yönünden bir miktar daha zengin. Şu an için IMDb puanı 5,5/10 olan ilk filmin devamı Ölümün ABC'si 2, korku komedi türüne ilgi duyanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir yapıt. Ama kesinlikle bir başyapıt değil......

Filmin Konusu

Bu filmi bir korku komedi antolojisi olarak görebilirsiniz, alfabenin harflerinden yola çıkarak 26 farklı hikaye oluşturulmuş. Her birinde farklı korku ve komedi unsurları mevcut. Bazıları hem oyunculuk hem de konu yönünden oldukça vasat ama animasyon türünde olanlar gayet başarılı.

Ölümün ABC'si (2014) Fragman

Mad Max: Fury Road (2015)

Wednesday, 28 January 2015

Mad Max: Fury Road, Filmin Konusu 

Herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için gözünü bile kırpmadan birbirini öldürebileceği bir dünya düşünün, ve bu dünyada hiç bir kanun düzen olmasın, aslına bakarsanız herhangi bir gelecek umudu dahi olmasın. Uçsuz bucaksız bir çöl ve tam anlamıyla aklını kaçırmış korkunç insanlar. Bu dünyada diğer herkesten farklı iki kişi, Max ve Furiosa, tam da bu kaostan çıkmak için aranan iki isim. Aksiyon, Macera ve Gerilim dalına 2015 Avustralya yapımı bu film bana sorarsanız büyük bir çoğunluğun oldukça ilgisini çekebilecekmiş gibi duruyor.

Mad Max serisinin dördüncüsü olan bu film, diğerleri gibi konu anlamından ne kadar basit görünse de, görsel efektler ve aksiyon açısından son derece başarılı. Bunun yanında Mad Max rolünde Tom Hardy'i görüyoruz ki bu bile bu filmi izlemek için bir neden olabilir diye düşünüyorum.
 
Mad Max: Fury Road Fragman

Luc Besson ve Lucy (2014)

Monday, 15 December 2014

Lucy (2014), Filmin Konusu 

Güçlü kadın figürüne bir diğer örnek......
Bir uyuşturucu kartelinin eline düşen Lucy (Scarlett Johansson), midesinde bir torba uyuşturucu ile hedefine yani havaalanına doğru ilerlemekteydi ama midesine aldığı sert bir darbe sonrasında, yırtılan torba ve vücuduna dağılan uyuşturucu onu olduğundan farklı biri haline getirmiştir. O artık beyninin büyük bir yüzdesini kullanabilmektedir. Filmin ilk başlarında %10 olan bu yüzde sonlara doğru %100'e kadar çıkmaktadır ve bu sayede Lucy'de insanların zihnini kontrol etmekten, elektronik aletlere hükmetmeye kadar bir çok insanüstü beceriye sahip olmuştur.....

Dikkat!

  • Filmin sonu tam bir hayal kırıklığı, son 10 dakika tam bir karmaşa gibi duruyor, kesinlikle daha iyi olabilirdi......
  • Bradly Cooper'ın başrolünü oynadığı Limitless filmini izlediyseniz, konu yönünden biraz kardeşlik var gibi, belki de fazlası.....
  • Filmde uyuşturucu kartelinin başındaki Mr. Jang (Min-sik Choi), I saw the Devil (Şeytanı Gördüm) ve Old Boy (İhtiyar Delikanlı) gibi iki başyapıt film de daha, ama bu sefer başrol de yer almıştır. Bir insan psikopat rolünü nasıl bu kadar iyi canlandırabilir, bu filmlerden sonra anlarsınız. 

Luc Besson Kimdir?

1990 yapımı Nikita (imdb: 7,4), 94 yapımı Leon (Sevginin Gücü, imdb: 8,6), 97 yapımı 5. Güç ( imdb: 7,6),  ve sinema tarihi boyunca yönettiği bütün filmlerde güçlü bir kadın figürü oluşturmayı başarmıştır. Birçokları için başarısız bir yönetmendir, tekrarcıdır ama bana sorarsanız o Leon gibi bir başyapıtı yazan ve yöneten usta bir yönetmendir.

Lucy (2014) Film Detaylar

Süre: 89 dakika
IMDb: 6,5 /10
Tür: Aksiyon / Bilim Kurgu / Gerilim
Yönetmen / Yazar: Luc Besson

Lucy 2014 filmin orijinal fragmanı;

Zoraki Kral (2010) Filmin Konusu

Monday, 8 September 2014

Zoraki Kral (2010) Filmin Konusu; 

Zoraki Kral, orijinal adıyla “The King’s Speech”, gençliğinden beri kekemelik problemiyle yüzleşen ve şimdi İngiltere Kralı olmanın eşiğine gelen Colin Firth (6. George) ile ona bu sıkıntının üstesinden gelmek için yardım eden Geoffrey Rush (Logue) arasında geçen harika bir film.


"Eskiden bir krala düşen üniformasının içinde olabildiğince güzel görünmekti, ama şimdi o şeytan icadı radyolar, mikrofonlar devreye girdi. Şimdi bize düşen insanların evlerine, odalarına girmek ve onların içlerine nüfus etmek. Aslında hepimiz birer aktör olduk." Alın size hatırladığım kadarıyla filmden bir kare, 2. Dünya Savaşı'nın eşiğinde bir İngiltere, Krallarının sesini duymak, onun yanlarında olduğunu hissetmek isteyen milyonlarca insan ve konuşma engelini ortadan kaldırmak için elinden geleni yapan bir Kral.

Tarihi gerçekliklerin ve dramın bir araya geldiği, olmazsa olmaz filmlerden bir tanesi, ve şu anda IMDb puanı tam 8,1........

Zoraki Kral (2010) fragman;

Shooting Dogs (2005)

Friday, 29 August 2014

Shooting Dogs (Köpekleri Vurmak) Filmin Konusu; 

1994 Nisan ayında, dünya Rwanda'da yaşanan bir insanlık dramına şahit oldu. Rwanda'nın Hutu kabilesine mensup başbakanının uçağı Tutsi'liler tarafından düşürülmüştü.O andan itibaren Hutular, gördükleri her bir Tutsi'yi kadın erkek, genç yaşlı ayırt etmeden katletmeye başlar.

İşte tam da bu nokta da Katolik bir rahip ve idealist bir İngilizce öğretmeni kendilerini olayların tam ortasında bulurlar. Gerçek bir olaydan esinlenilen filmde, bu iki karakter kendilerini bir seçim yapmak zorunda bulurlar, ya Tutsi'lerle birlikte kalıp soykırımın bir parçası olacaklar, ya da önlerine çıkan fırsatı değerlendirip, kaçıp kurtulacaklar.

Bana sorarsanız filmdeki en iyi sahnelerden biri
Rwanda'da meydana gelen soykırımın büyüklüğünü anlatabilmek için sizlere bir kaç rakam. Hutu kabilesinden de kayıpların olduğu bu 100 gün süren soykırım boyunca yaklaşık 500.000-1.000.000 Rwanda'lı katledildi, bu da ülke nüfusunun yaklaşık %20'sine, toplam Tutsi nüfusunun ise %70'ine denk gelmektedir. Soykırım 'Akazu' adı verilen, kendilerine politikanın üst basamaklarında yer edinmiş bir grup tarafından planlanmıştır.

Shooting Dogs ( Köpekleri Vurmak) 2005 Film Detaylar

IMDb: 7,7/10
Süre: 115 dakika
Tür: Dram/Tarih/Savaş
Oyuncular: John Hurt, Hugh Dancy, Dominique Horwitz

Köpekleri Vurmak (2005) fragman;

Kış Uykusu Gözünü Oscar’a Dikti

Thursday, 7 August 2014

Haluk Bilginer, usta oyuncu......
Sinemayı yakından takip edenler hatırlayacaklardır, geçenlerde 67.si düzenlenen Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen, başrollerini Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Mehmet Ali Nuroğlu ve Melisa Sözen’in paylaştığı, Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Kış Uykusu Cannes’daki başarısından sonra gözünü En iyi Yabancı Film Oscar’ına dikti.

Yani anladığınız üzere Nuri Bilge Ceylan’ın ödüllü filmi Kış Uykusu, resmi olarak Turizm Bakanlığı Sanatsal Etkinlikler Komisyonu tarafından Oscar aday adayı olarak gösterildi. İşin aslı, Kış Uykusu’nun Cannes’da Altın Palmiye’yi (en iyi film ödülü) kucaklamasının ardından, bir çok sinema otoritesi tarafından 87. Akademi Ödülleri’ne aday gösterileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Nihayetinde öyle de oldu fakat kesin aday olabilmesi için adaylıklar içerisinde en iyi beş film arasına girmesi gerekiyor.

Şayet Kış Uykusu ilk beş film arasına girebilirse 87. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Yabancı Film” dalında resmen ülkemizi temsil etme hakkını kazanmış olacak. Şöyle bir dip not da geçelim istedik, bu aday adaylığı Nuri Bilge Ceylan için bir ilk olmayacak. Daha önce de yine hatırlayacağınız üzere 2008 yılında çekmiş olduğu 3 maymun filmi ile 81. Akademi Ödülleri’nde aday adayı olmuştu. Ceylan, 3 Maymun ile her ne kadar en iyi dokuz film arasına girmiş olsa da ilk beş film arasına giremediğinden dolayı elenmişti. Unutmadan, 87. Akademi Ödülleri töreni 22 Şubat 2015 tarihinde gerçekleşecek. 15 Ocak 2015'te ise Kış Uykusu filmi ile Nuri Bilge Ceylan, aday olmaya hak kazanacak mı/kazanamayacak mı sorusunun cevabını öğrenmiş olacağız. Son yıllarda Türk Sinemasının yükselişi su götürmez bir gerçek, Kış Uykusu’da bunun son örneği. Umarız Nuri Bilge Ceylan aday olmakla kalmaz aynı zamanda ülkemize En iyi Film Oscar’ını da getirir.

13 Sins (2014)

Thursday, 1 May 2014

13 Sins (On üç Günah) Filmin Konusu

Kurgusu, senaryosu güzel bir film 
Hiç bilmediğiniz bir numaradan birinin sizi aradığını düşünün. Bu kişi sizinle ilgili en küçük detayları bile biliyor olsun ve siz şehirden onlarca kilometre uzakta aracınızın içindeyken bile neler yaptığınızı görebilsin. Sonra tam siz işten kovulmuş, beş parasız, evlilik arifesinde olun ve bu telefondaki kişi size milyoner olmayı teklif etsin. Milyonerliğe giden yolda tek yapmanız gereken, size teklif edilen 13 oyunu başarıyla bitirmeniz ve bu oyunlarla ilgili ağzınızı sıkı tutmanız. Peki baktınız oyun hoşunuza gitmedi, o halde çıkın gitsin, gitmekte sonuna kadar özgürsünüz ama o zamana kadar kazandığınız binlerce dolar çöpe........

İşte bu noktadan sonra seçilen karakterlerin, para için neler yapabileceğine ve pisliğe bulaştıkça işlerin nasıl daha da kötüye gittiğine tanık olacaksınız. Demek istediğim bir sineği öldürmek ve onu ağzına atmakla kazanabileceğin binlerce dolar, bu filmde milyoner olmana yetmiyor. Birilerin uzuvlarını kesmelisin ki milyona daha çok yaklaş....Peki ya en son oyun olan 13. oyun?

Korku-gerilim tarzındaki 88 dakikalık bu film, şu an için IMDb'den 6,2 puan almış. Bana sorarsanız güzel bir film izlemek, iyi zaman geçirmek istiyorsanız bu filmi kaçırmayın, ama kan ve vahşet sahnelerinden biraz rahatsız olabilirsiniz dikkat!


Sınırsızlar Kulübü 2014

Monday, 10 March 2014

Filmle ilgili herhangi bir şey yazmadan önce, filme esin kaynağı olan Ron Woodroof hakkında bilgi sahibi olmak yerinde olacaktır.

Ron Woodroof Kimdir? 

1950 yılında dünyaya gelen Ron, 1986 yılında, 36 yaşındayken AIDS ile tanışmıştır ve doktorlar tarafından

konulan teşhis sonrasında çok kısa bir ömür biçilmiştir. Yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen, hastalığı ile ilgili onlarca araştırma yapmış, tonlarca ilaca göz atmış ve en nihayetinde kendi hastalığı ile ilgili radikal bir karar alıp, ilaçlarını kendisi seçmiş ve bir nevi kendi kendinin doktoru olmuştur. Sonrasında ise Dallas Buyers Club ismi ile açtığı kulüp vasıtasıyla dünya üzerindeki AIDS hastalarına, araştırmasını kendisinin yaptığı ilaçları satmaya başlamıştır.

1986 yılında, AIDS hastaları için piyasada AZT adlı, etkileri hakkında çok ciddi şüpheler olan bir ilaç vardı. Ron'da bu ilacı kullandı ve neredeyse hayatını kaybediyordu. İlacın etkilerini inceledikten sonra, doktorların bütün kararlarını yok sayan Ron, FDA gibi çok önemli bir sağlık kuruluşunu hiçe sayarak, kendi yöntemleriyle, AIDS gibi halen tam olarak çözüm bulunamamış zor bir hastalığa ilaç tedariği sağlamaya başlamıştır. Ve bu tedarik için onlarca doktorla görüşmeler yapmış, ve en sonunda AZT'nin aksine toksik etkisi hiç olmayan, daha doğal yollu ilaçlara ulaşmıştır.

Sınırsızlar Kulübü (2014) Filmin Konusu 

Film Ron Woodroof'un hayatının, yaşadıklarının bir kopyası niteliğinde. Hayatını seks, rodeo ve uyuşturucu temaları üzerine kuran Ron, filmin ilk dakikalarında elektrikçi olarak çalıştığı esnada elektrik akımına kapılıyor ve tamamen tesadüf eseri HIV virüsüne yakalandığını öğreniyor. Sadece 30 gün ömrü kaldığını öğrenen Ron çılgına döner ama bu çok uzun sürmez. Sonrasında yaşananlar aslında yukarıda okuduğunuz Ron'un gerçek hayat hikayesinden başka bir şey değil. Bir tarafta AIDS hastaları ve onlara dayatılanlar, diğer tarafta Ron ve kendi uygulamaları.

Aslında Amerika Sağlık Sistemine ciddi bir eleştiri niteliği de taşıyan bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Sınırsızlar Kulübü Fragman;

Herkül: Efsane Başlıyor 2014

Thursday, 13 February 2014

Filmde görsel efektler oldukça üst seviyelerde

Filmin Konusu: 

M.Ö. 1200’de Antik Yunan’da bir kraliçe, Kral’ın gaddar yönetiminin devrilmesi ve yoksulluk içindeki halkın barışa kavuşması vaadiyle Tanrı Zeus’un şehvetine yenik düşer ve sonrasında hamile kalır. Bu birliktelikle dünyaya gelen Herkül, kendi kaderinden ve gerçek kimliğinden bihaberdir. Onun hayatını adayacağı tek tutkusu, sevgilisi Girit Prensesi Hebe’dir.

Fakat Hebe, Herkül’ün kardeşi ile evlendirilecektir. Yarı Tanrı Herkül, gerçek kimliğini ve asıl amacını öğrenince bir seçim yapmak zorunda kalır: ya gerçek aşkını da alıp kaçacaktır ya da kaderinin gereğini yaşayıp, gerçek bir kahraman olacaktır.

7 Şubatta vizyona giren Herkül, 3D gösterimde, bilginize.......

Herkul: Efsane Başlıyor 2014 Film Detaylar

Tür: Aksiyon / Macera
IMDb: 4.3/10
Süre: 99 dakika
Yönetmen: Renny Harlin
Oyuncular: Kellan Lutz, Gaia Weiss, Scott Adkins

Herkul: Efsane Başlıyor 2014 Film Fragman; 

Kitap Hırsızı (2013)

Thursday, 6 February 2014

Kelimelerin gücü her zaman şaşırtır!

Kitap Hırsızı Filmin Konusu;

Küçük, masum bir kızın (Liesel) gözlerinden, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya'nın resmedildiği güzel bir film "Kitap Hırsızı" (The Book Thief). Markus Zusak'ın 2005 yılında yayınlanan çocuk romanından uyarlanan bu filmde, Roger Allam'ın seslendirdiği ölüm meleği karakteri ara ara filme farklı bir hava katıyor. Aslında siz onu hiç görmüyorsunuz ama onun hikayeyi anlattığı anlarda ister istemez faklı duygulara geçiş yapıyorsunuz.

Filmde beni en çok etkileyen, yeni evine uyum sağlamaya çalışan Liesel adlı genç kızın bir çoklarının çok iyi tanıyacağı baba karakterini canlandıran Geoffrey Rush ile olan sıcacık ilişkisi ve annesi rolündeki Emily Watson ile baştaki çatışmaları ama çok geçmeden keşfedeceğiniz altın gibi kalbi oldu.

Sonraları evlerine misafir olan Nico Liersch bir anda kızın en yakın arkadaşı oluverir ve sırf Yahudi olduğu için evin bodrumundan dışarıya bir adım bile atamayan Nico için bütün dünya Liesel'in tasvirlerinden ibaret olacaktır. Bunun yanında o dev ateşte yakılan kitaplar muhakkak sizinde içinizi sıkacaktır, ama sonrasında Liesel'in içinde biriken kitap aşkı ve bu uğurda, filmin adından da anlaşılacağı üzere, çalınan (ödünç alınan) ve onca savaşın, döküntünün arasında okunmaya çalışan her bir kitap sizi kendinize getirecek ve umuyorum bir şekilde hepinizi film sonunda kitap okumaya sevk edecektir.

Savaş zamanı Almanya'nın, Hitler sevgisinin ve nefretinin, Yahudi düşmanlığının ve kelimelerin gücünün çok iyi tasvir edildiği bu film, bana sorarsanız son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri.....

Kitap Hırsızı (2013) Film Detaylar:

Tür: Dram / Savaş
Süre: 131 dakika
Yönetmen: Brian Percival
Oyuncular: Sophie Nélisse, Geoffrey Rush, Emily Watson

Kitap Hırsızı (2013) Fragman;

Patron Mutlu Son İstiyor (2014)

Friday, 17 January 2014

Kapadokya, doğal bir film platosu......
Tolga Çevik yazıyor, oynuyor, güldürüyor, hüzünlendiriyor. Her şey bir arada. Bu arada Türk komedilerinin bir klasiği olan ana avrat sövme geleneği de ortadan kalkmış, yani küfürsüz de bu işler oluyormuş, onu öğrendik. Belki bir iki argo kelime kullanılmıştır ama bunlar hiç göze batmıyor inanın! Alın ailenizi, gidin izleyin bu güzel romantik-komediyi.

Filmin Konusu;

Film boyunca patronundan aldığı talimatlarla yazmaya çalıştığı senaryoya mutlu bir son arayışı içinde olan bir senaristin, komik ve aynı zamanda romantik anlarına tanık oluyoruz. Filmde asabi bir araba tamircisi, çok komik bir taksici (Ersin Korkut) ve ustaların ustası, atçı Arif (Erkan Can) sizleri bekliyor.

Filmin Kapadokya'da çekilmiş olması ayrı bir avantaj çünkü bilmeyenler için söylüyorum, bu bölgeyi doğal bir film platosu olarak gören yüzlerce yönetmenin- yerli, yabancı- gözü kulağı bu sıralar Kapadokya'da. İşte tam böyle bir anda, mekan seçimi çok doğru olmuş. Bununla birlikte filmdeki müzikler çok ama çok yerinde kullanılmış...

Tolga Çevik bana sorarsanız iyi bir komedyen olmasının yanında, çok da iyi bir romantik karakter, bu sebepten bu filme girmeden önce çatlayana kadar gülmek istiyorum klişesini kafanızdan atın. Hiç sıkılmayacağınız, her duyguyu tadında yaşayacağınız bir film "Patron Mutlu Son İstiyor". Ona göre!!!!!

Patron Mutlu Son İstiyor Fragman;

Jackass Büyükbaba (2013)

Thursday, 9 January 2014

Johnny Knoxville
Olağandışı, oldukça komik durumlarda, çevreden geçenlerin, o an orada olanların neler olup bittiğinin farkına bile varmadan eşlik ettiği güzel bir komedi filmi Jackass Büyükbaba (2013). Çok doğal ortamlarda çekilmiş, klasik Amerikan espri anlayışı ön planda, müstehcenlik hat safhada, çok fazla ön yargılı yaklaşmadığınız takdirde oldukça güleceğiniz ve eğleneceğiniz bir film.

Johnny Knoxville, filmde büyükbaba karakterini canlandırıyor ve yaşlandırma tekniği kullanılarak oldukça yaşlı hissi uyandırıyor. Bunun yanında oyunculuk gayet başarılı. Torunuyla birlikte çıktığı yolculukta, çeşitli mekanlarda, akıl almaz işlere girişiyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi film hakkında bilgisi olmayan, günlük yaşantılarına devam eden insanların, bu olağandışı yaşlı adamın ve en az dedesi kadar güzel bir oyuncu olacağını bu filmde kanıtlayan sevimli torunun tepkilerine kimi zaman kayıtsız kalmaları, kimi zaman aşırı tepkileri filmi bir hayli ilginç kılıyor.

İşte Kötü Büyükbaba

Jackass Kötü Büyükbaba 2013 Fragman; 

Carrie 2013, Stephen King Klasiği

Sunday, 5 January 2014

IMDb: 6,2/10
Carrie, 2013 yapımı bir Amerikan klasiği. Stephen King'in kitabından uyarlanan bu film, aslında yepyeni bir konuyu işlemiyor. Kitap ilk defa yazıldığı 1974 tarihinden itibaren bir iki defa daha beyaz perdeye uyarlanmış.

Carrie 2013, filmin konusu;

Aşırı derecede dindar annesiyle yaşayan Carrie, oldukça utangaç, kendine güvensiz, arkadaşları arasında sürekli alay konusu olan genç bir kız. Sonraları kendisinde var olan bazı güçlerin (telekinetik) farkına varan Carrie, balo gecesi başına gelenlerden sonra güçlerini kontrolsüz kullanır ve bir faciaya yol açar......

Carrie, konusu hakkında saatlerce konuşabileceğiniz, sosyal ağırlıklı filmlerden falan değil. Tipik bir Amerikan filmi. Belki seversiniz, belki de nefret edersiniz. Bu tip filmlerde beklentilerinizi çok yüksek tutmazsanız, keyif almaya bakarsınız........

Carrie 2013 fragman; 

En İyi Teklif (2013)

Thursday, 2 January 2014

IMDb: 7,8/10
Bir film ne kadar uzun olursa olsun, sunuş şekli, konu bütünlüğü, oyunculuk gibi faktörlerin ustalığı, filmi değerli kılar. Bu filmde bana sorarsanız bu öğelerin işlenişinde en ufak bir sorun yok. Oyuncular, özellikle Virgil karakteri sanki kendini oynuyor, mekan seçimi deseniz, bence oyunculuktan sonra en güzel tasarı. Antikaların, tarihi değeri olan eşyaların varlığı insana heyecan veriyor. Filmdeki müzik seçimi ise olağanüstü.

Filmin iki başrol oyuncusu, usta mezatçı, sanat eksperi Virgil ile kendi dünyasında yaşayan! Claire arasındaki ilişki oldukça dikkat çekiyor. İnsan ilişkilerinde son derece başarısız olan Virgil, tam Claire ile her şeyi yoluna koyduğunu düşünürken, film öyle bir sonlanıyor ki, inanın bana hepiniz çok ama çok farklı duyguların arasında kaybolacaksınız.... Nefret, öfke, acıma bunlardan sadece birkaçı....

Filmin konusuyla ilgili duymanız gereken çok bir şey yok, filmin büyüsünü bozmamak için bazen sadece susmak daha iyi, iyi seyirler...........

En İyi Teklif (The Best Offer) 2013 fragman;

In Bruges (2008)

Monday, 23 December 2013

Bir film aynı anda hep suç unsurları içerip, hem duygulandırıp hem de yüzünüzü güldürebilir mi? Son dönem filmlere baktığımızda bu üç unsuru barındıran örnekler görmemiz çok zor, hemen hemen imkansız ama Colin Farrell'in başrollerini paylaştığı "In Bruges" filminde bu üç unsur birbirine sıkı sıkıya bağlı, öyle ki karakterlere hem çok gülüyor, onları çok sempatik buluyorsunuz, hem de yaşananlara lanet ediyorsunuz. Neyse uzun lafın kısası bu film şu an sahip olduğu 7.9/10 IMDb puanını sonuna kadar hak ediyor.

In Bruges (2008) Filmin Konusu

Yanlış giden bir iş sonrası, iki kiralık katil, Belçika'nın Bruges kentine sürgüne gönderilirler ve aslında hiçte hoşlanmadıkları bu yeni yerde vakit geçirmeye başlarlar. Yaptıkları işi, ne için orada olduklarını tam olarak anlayamadığımız o belli süre zarfına kadar, göreceğiniz iki sevimli karakter aslında hiçte göründükleri gibi değiller unutmayın......

"In Bruges" Fragman;

 
Copyright © 2013. Bilginti - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..